Akıl Kuran (akilkuran.com)

Nisa Suresi 51. Ayet Meali

Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri görmüyor musun? Cipte ve Tağuta inanıyorlar ve Kafirler için: "Bunlar, İman Edenlerden daha doğru yoldadırlar." diyorlar.

Nisa 4:51 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri görmüyor musun?
Nisa 4:51
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا نَص۪يباً مِنَ الْكِتَابِ يُؤْمِنُونَ بِالْجِبْتِ وَالطَّاغُوتِ وَيَقُولُونَ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اَهْدٰى مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا سَب۪يلاً • E lem tera ilallezine utu nasiben minel kitabi yu'minune bil cibti vet taguti ve yekulune lillezine keferu haulai ehda minellezine amenu sebila. • Meal: Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri görmüyor musun? Cipte[1] ve Tağuta[2] inanıyorlar ve Kafirler için: "Bunlar, İman Edenlerden daha doğru yoldadırlar." diyorlar. • Dipnot 1: Allah'a isyan etmek anlamına gelen "tağa" kökünden türemiştir. Despot, azgın, sapkın, kötülük önderi, zorba, şeytan, put, kahin; kaba kuvvetle hükmeden kişi, kurum veya yönetim demektir. • Dipnot 2: Put, büyü, büyücüler, şeytan ve hurafeler. • Kelime kelime: أَلَمْ elem · تَرَ tera görmedin mi? · إِلَى ila · ٱلَّذِينَ ellezine kendilerine · أُوتُوا۟ utu verilenleri · نَصِيبًۭا nesiben bir pay · مِّنَ mine -tan · ٱلْكِتَـٰبِ l-kitabi Kitap- · يُؤْمِنُونَ yu'minune inanıyorlar · بِٱلْجِبْتِ bil-cibti cibt'e · وَٱلطَّـٰغُوتِ ve ttaguti ve tağut'a · وَيَقُولُونَ ve yekulune ve diyorlar · لِلَّذِينَ lillezine için · كَفَرُوا۟ keferu inkar edenler · هَـٰٓؤُلَآءِ ha'ula'i bunlar · أَهْدَىٰ ehda daha doğru · مِنَ mine -den · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler- · ءَامَنُوا۟ amenu inanan(lar) · سَبِيلًا sebilen yolda(dırlar) • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • نصب (nSb) kökü: Sabitlemek, yükseltmek/kurmak/tesis etmek, düşmanlık/husumetle hareket etmek, bir şeyi yere koymak, yorgun/bitkin, zorluk/sıkıntı/üzüntü çekmek, nasiba - özen göstermek, çalışmak/emek vermek, ısrarlı olmak. • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • جبت (jbt) kökü: Put/tapılan nesne/put adı. Bir putun adı. Allah yerine tapılan her şey. İçinde hiçbir hayır olmayan şey/kimse. Falcı/büyücü/şeytan/iblis. Şeytandan. • طغي (Tgy) kökü: aşmak, taşmak, yayılmak, yörüngesinden çıkmak, sınırı aşmak, başıboş, yükselmek, taşmak, kudurmuş olmak, sapmak, meraklı olmamak, yaramaz, dinsiz, zorba, aşırı, isyankâr, aşırı derecede fena, kabalık, haksızlık… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • سبل (sbl) kökü: yol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep • Nisa suresi 176 ayettir; bu 51. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).