Kafirlere seslenilir: "Elbette ki Allah'ın kızgınlığı, kendinize duymuş olduğunuz kızgınlıktan daha büyüktür. Zira siz inanmaya çağrıldığınız zaman, kafirlik ediyordunuz."
Mümin 40:10اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا يُنَادَوْنَ لَمَقْتُ اللّٰهِ اَكْبَرُ مِنْ مَقْتِكُمْ اَنْفُسَكُمْ اِذْ تُدْعَوْنَ اِلَى الْا۪يمَانِ فَتَكْفُرُونَ • İnnellezine keferu yunadevne le maktullahi ekberu min maktikum enfusekum iz tud'avne ilel imani fe tekfurun. • Meal: Kafirlere seslenilir: "Elbette ki Allah'ın kızgınlığı, kendinize duymuş olduğunuz kızgınlıktan daha büyüktür. Zira siz inanmaya çağrıldığınız zaman, kafirlik[1] ediyordunuz." • Dipnot 1: Gerçeği görmezden, duymazdan geliyordunuz, uyarıyı dikkate almıyordunuz. • Kelime kelime: إِنَّ inne şüphesiz · ٱلَّذِينَ ellezine kimselere · كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(lere) · يُنَادَوْنَ yunadevne (şöyle) seslenilir · لَمَقْتُ lemektu (size) kızması · ٱللَّهِ llahi Allah'ın · أَكْبَرُ ekberu daha büyüktür · مِن min -dan · مَّقْتِكُمْ mektikum sizin kızmanız- · أَنفُسَكُمْ enfusekum kendi kendinize · إِذْ iz zira · تُدْعَوْنَ tud'avne siz çağrılırdınız · إِلَى ila · ٱلْإِيمَـٰنِ l-imani imana · فَتَكْفُرُونَ fe tekfurune fakat inkar ederdiniz • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • ندو (ndw) kökü: İlan etmek, çağırmak, çağrıda bulunmak, davet etmek, herhangi birine bir şey iletmek için çağırmak, selamlamak, sesli çağırmak, sesi yükseltmek, toplantı • مقت (mqt) kökü: Kişiden nefret etmek, nefret dolu olmak, nefret objesi olmak, iğrenç olmak. • كبر (kbr) kökü: Sert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak… • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • دعو (dEw) kökü: aramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • Mümin suresi 85 ayettir; bu 10. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).