Akıl Kuran (akilkuran.com)

Fussilet Suresi 16. Ayet Meali

Bunun üzerine, dünya hayatında zillet azabını onlara tattırmamız için, o bahtsız günlerde dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise elbette daha rezil edicidir. Ve onlara yardım da olunmaz.

Fussilet 41:16 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Bunun üzerine, dünya hayatında zillet azabını onlara tattırmamız için, o bahtsız günlerde dondurucu bir rüz…
Fussilet 41:16
فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ ر۪يحاً صَرْصَراً ف۪ٓي اَيَّامٍ نَحِسَاتٍ لِنُذ۪يقَهُمْ عَذَابَ الْخِزْيِ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۜ وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَخْزٰى وَهُمْ لَا يُنْصَرُونَ • Fe erselna aleyhim rihan sarsaran fi eyyamin nahisatin li nuzikahum azabel hizyi fil hayatid dunya, ve le azabul ahireti ahza ve hum la yunsarun. • Meal: Bunun üzerine, dünya hayatında zillet azabını onlara tattırmamız için, o bahtsız günlerde dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise elbette daha rezil edicidir. Ve onlara yardım da olunmaz. • Kelime kelime: فَأَرْسَلْنَا feerselna biz de gönderdik · عَلَيْهِمْ aleyhim üzerlerine · رِيحًۭا rihen bir rüzgar · صَرْصَرًۭا sarsaran dondurucu · فِىٓ fi · أَيَّامٍۢ eyyamin günlerde · نَّحِسَاتٍۢ nehisatin uğursuz · لِّنُذِيقَهُمْ linuzikahum taddırmak için · عَذَابَ azabe azabını · ٱلْخِزْىِ l-hizyi rezillik · فِى fi · ٱلْحَيَوٰةِ l-hayati hayatında · ٱلدُّنْيَا ۖ d-dunya dünya · وَلَعَذَابُ veleazabu azabı ise · ٱلْـَٔاخِرَةِ l-ahirati ahiret · أَخْزَىٰ ۖ ehza daha da kepaze edicidir · وَهُمْ ve hum ve onlara · لَا la hiç · يُنصَرُونَ yunsarune yardım edilmeyecektir • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • روح (rwH) kökü: Ruh, bilgi, can, nefes, hava, esinti, hayat, yaşam özü, ilham, öz • صرصر (SrSr) kökü: Bu, sarra'dan (yeşil ağaçkakanın çıkardığı gibi bağırmak, şakırdama sesi çıkarmak) türetilmiş dörtlü bir fiildir. Sarsarun - yüksek sesle kükreyen ve öfkeli rüzgar, soğuk esinti, rüzgar, şiddetli rüzgar, kudurmuş öfkeli… • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • نحس (nHs) kökü: ölümcül olmak, bakır gibi kırmızı, talihsizlik, uğursuz olmak. • ذوق (pwq) kökü: Tadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duygu • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • خزي (xzy) kökü: Alçalmak/aşağılanmak/bayağılaşmak/değersizleşmek, sınav veya acı ve kötülüğe düşmek, çirkin davranışlar veya özellikler göstermek, onursuzluk nedeniyle kafası karışmak veya şaşkına dönmek, utanç duymak veya utançtan… • حيي (Hyy) kökü: Yaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi… • دنو (dnw) kökü: Yakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmak • اخر (Axr) kökü: geri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım • نصر (nSr) kökü: yardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumak • Fussilet suresi 54 ayettir; bu 16. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).