Akıl Kuran (akilkuran.com)

Fussilet Suresi 53. Ayet Meali

Ayetlerimizi afakta ve enfüste onlara göstereceğiz. Onun gerçek olduğu açıkça belli olsun diye. Rabb'inin her şeye tanık olması yeterli değil mi?

Fussilet 41:53 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Ayetlerimizi afakta ve enfüste onlara göstereceğiz.
Fussilet 41:53
سَنُر۪يهِمْ اٰيَاتِنَا فِي الْاٰفَاقِ وَف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ حَتّٰى يَتَبَـيَّنَ لَهُمْ اَنَّهُ الْحَقُّۜ اَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ اَنَّهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌ • Se nurihim ayatina fil afakı ve fi enfusihim hatta yetebeyyene lehum ennehul hakk, e ve lem yekfi bi rabbike ennehu ala kulli şey'in şehid. • Meal: Ayetlerimizi[1] afakta[2] ve enfüste[3] onlara göstereceğiz. Onun[4] gerçek olduğu açıkça belli olsun diye. Rabb'inin her şeye tanık olması yeterli değil mi? • Dipnot 1: Kur'an'ın. • Dipnot 2: Gücümüzü, büyüklüğümüzü, yüceliğimizi gösteren işaretleri, göstergeleri, kanıtları. • Dipnot 3: Dış dünyada, doğada. • Dipnot 4: İç dünyada, kendi içinde. • Kelime kelime: سَنُرِيهِمْ senurihim biz onlara göstereceğiz · ءَايَـٰتِنَا ayatina ayetlerimizi · فِى fi · ٱلْـَٔافَاقِ l-afaki ufuklarda · وَفِىٓ ve fi ve · أَنفُسِهِمْ enfusihim kendi canlarında · حَتَّىٰ hatta kadar · يَتَبَيَّنَ yetebeyyene iyice belli olana · لَهُمْ lehum onlara · أَنَّهُ ennehu o(Kur'a)n'ın · ٱلْحَقُّ ۗ l-hakku gerçek olduğu · أَوَلَمْ evelem mi? · يَكْفِ yekfi yetmez · بِرَبِّكَ birabbike Rabbinin · أَنَّهُۥ ennehu O'nun · عَلَىٰ ala üzerine · كُلِّ kulli her · شَىْءٍۢ şey'in şey · شَهِيدٌ şehidun şahit olması • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • افق (Afq) kökü: Gökyüzü, gökler, ufuk, arazi veya onun bir parçası, bunların sınırı/uç kısmı. • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • كفي (kfy) kökü: Yeterli olmak, yetmek. • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • شهد ($hd) kökü: tanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey. • Fussilet suresi 54 ayettir; bu 53. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).