Akıl Kuran (akilkuran.com)

Şura Suresi 24. Ayet Meali

Onlar, senin için "Allah'a karşı yalan uydurdu." diyorlar. Oysaki Allah dilerse senin kalbini de mühürler. Batıl'ı yok eder. Ve kelimeleriyle Hakk'ı gerçekleştirir. O, göğüslerde olanı çok iyi bilendir.

Şura 42:24 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Onlar, senin için "Allah'a karşı yalan uydurdu." diyorlar.
Şura 42:24
اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِباًۚ فَاِنْ يَشَأِ اللّٰهُ يَخْتِمْ عَلٰى قَلْبِكَۜ وَيَمْحُ اللّٰهُ الْبَاطِلَ وَيُحِقُّ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِه۪ۜ اِنَّهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ • Em yekuluneftera alallahi keziba, fe in yeşeillahu yahtim ala kalbik, ve yemhullahul batıla ve yuhıkkul hakka bi kelimatih, innehu alimun bi zatis sudur. • Meal: Onlar, senin için "Allah'a karşı yalan uydurdu." diyorlar. Oysaki Allah dilerse[1] senin kalbini de mühürler. Batıl'ı yok eder. Ve kelimeleriyle[2] Hakk'ı[3] gerçekleştirir. O, göğüslerde olanı çok iyi bilendir. • Dipnot 1: Böyle bir şey yaptığın takdirde. • Dipnot 2: Takdir edilmiş hükümleriyle. • Dipnot 3: Gerçekliği kesin olan. Mutlak gerçeklik, doğruluk. Bir şeyin aslı ve esası. Yasa, ferman, kural. Batıl'ın karşıtı. • Kelime kelime: أَمْ em yoksa · يَقُولُونَ yekulune diyorlar (mı?) · ٱفْتَرَىٰ ftera uydurdu · عَلَى ala karşı · ٱللَّهِ llahi Allah'a · كَذِبًۭا ۖ keziben yalan · فَإِن fein öyle bir durumda · يَشَإِ yeşei dilese · ٱللَّهُ llahu Allah · يَخْتِمْ yehtim mühür basar · عَلَىٰ ala üzerine · قَلْبِكَ ۗ kalbike senin kalbin · وَيَمْحُ ve yemhu ve mahveder · ٱللَّهُ llahu Allah · ٱلْبَـٰطِلَ l-batile batılı · وَيُحِقُّ ve yuhikku ve yerleştirir · ٱلْحَقَّ l-hakka hakkı · بِكَلِمَـٰتِهِۦٓ ۚ bikelimatihi sözleriyle · إِنَّهُۥ innehu şüphesiz O · عَلِيمٌۢ alimun bilir · بِذَاتِ bizati özünü · ٱلصُّدُورِ s-suduri göğüslerin • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • فري (fry) kökü: Kesmek/bölmek/yarmak, iftira atmak, (yalan) uydurmak. • كذب (kpb) kökü: Yalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak. • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • ختم (xtm) kökü: Mühürlemek/damgalamak/basmak/işaretlemek, bir şeyden kendini korumak, bir şey üzerinde etki yaratmak, bir şeyin sonuna ulaşmak, bir şeyin üzerini kaplamak, bir şeyden veya birisinden kaçınmak/uzaklaşmak, anlamak, kalbin… • قلب (qlb) kökü: kalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulp • محو (mHw) kökü: Bir şeyi silmek veya yok etmek, ortadan kaldırmak/iptal etmek/kaldırmak/yok etmek, bir şeyi dağıtmak. • بطل (bTl) kökü: Boş olmak, geçersiz olmak, batıl olmak, yok olmak, işe yaramaz hale gelmek, hükümsüz kalmak, cesur olmak, kahraman olmak, kahramanlık yapmak • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • كلم (klm) kökü: Konuşmak, ifade etmek. • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • صدر (Sdr) kökü: Geri dönmek, geri gelmek, ilerlemek, çıkmak veya kaynaklanmak, ileri gitmek, ilerletmek veya teşvik etmek, gerçekleşmek, olmak, kaynaklanmak, göğse/sine vurmak, başlamak. Kişinin önünde duran veya yüzleştiği herhangi… • Şura suresi 53 ayettir; bu 24. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).