Onlar, senin için "Allah'a karşı yalan uydurdu." diyorlar. Oysaki Allah dilerse senin kalbini de mühürler. Batıl'ı yok eder. Ve kelimeleriyle Hakk'ı gerçekleştirir. O, göğüslerde olanı çok iyi bilendir.
Şura 42:24اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِباًۚ فَاِنْ يَشَأِ اللّٰهُ يَخْتِمْ عَلٰى قَلْبِكَۜ وَيَمْحُ اللّٰهُ الْبَاطِلَ وَيُحِقُّ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِه۪ۜ اِنَّهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ • Em yekuluneftera alallahi keziba, fe in yeşeillahu yahtim ala kalbik, ve yemhullahul batıla ve yuhıkkul hakka bi kelimatih, innehu alimun bi zatis sudur. • Meal: Onlar, senin için "Allah'a karşı yalan uydurdu." diyorlar. Oysaki Allah dilerse[1] senin kalbini de mühürler. Batıl'ı yok eder. Ve kelimeleriyle[2] Hakk'ı[3] gerçekleştirir. O, göğüslerde olanı çok iyi bilendir. • Dipnot 1: Böyle bir şey yaptığın takdirde. • Dipnot 2: Takdir edilmiş hükümleriyle. • Dipnot 3: Gerçekliği kesin olan. Mutlak gerçeklik, doğruluk. Bir şeyin aslı ve esası. Yasa, ferman, kural. Batıl'ın karşıtı. • Kelime kelime: أَمْ em yoksa · يَقُولُونَ yekulune diyorlar (mı?) · ٱفْتَرَىٰ ftera uydurdu · عَلَى ala karşı · ٱللَّهِ llahi Allah'a · كَذِبًۭا ۖ keziben yalan · فَإِن fein öyle bir durumda · يَشَإِ yeşei dilese · ٱللَّهُ llahu Allah · يَخْتِمْ yehtim mühür basar · عَلَىٰ ala üzerine · قَلْبِكَ ۗ kalbike senin kalbin · وَيَمْحُ ve yemhu ve mahveder · ٱللَّهُ llahu Allah · ٱلْبَـٰطِلَ l-batile batılı · وَيُحِقُّ ve yuhikku ve yerleştirir · ٱلْحَقَّ l-hakka hakkı · بِكَلِمَـٰتِهِۦٓ ۚ bikelimatihi sözleriyle · إِنَّهُۥ innehu şüphesiz O · عَلِيمٌۢ alimun bilir · بِذَاتِ bizati özünü · ٱلصُّدُورِ s-suduri göğüslerin • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • فري (fry) kökü: Kesmek/bölmek/yarmak, iftira atmak, (yalan) uydurmak. • كذب (kpb) kökü: Yalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak. • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • ختم (xtm) kökü: Mühürlemek/damgalamak/basmak/işaretlemek, bir şeyden kendini korumak, bir şey üzerinde etki yaratmak, bir şeyin sonuna ulaşmak, bir şeyin üzerini kaplamak, bir şeyden veya birisinden kaçınmak/uzaklaşmak, anlamak, kalbin… • قلب (qlb) kökü: kalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulp • محو (mHw) kökü: Bir şeyi silmek veya yok etmek, ortadan kaldırmak/iptal etmek/kaldırmak/yok etmek, bir şeyi dağıtmak. • بطل (bTl) kökü: Boş olmak, geçersiz olmak, batıl olmak, yok olmak, işe yaramaz hale gelmek, hükümsüz kalmak, cesur olmak, kahraman olmak, kahramanlık yapmak • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • كلم (klm) kökü: Konuşmak, ifade etmek. • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • صدر (Sdr) kökü: Geri dönmek, geri gelmek, ilerlemek, çıkmak veya kaynaklanmak, ileri gitmek, ilerletmek veya teşvik etmek, gerçekleşmek, olmak, kaynaklanmak, göğse/sine vurmak, başlamak. Kişinin önünde duran veya yüzleştiği herhangi… • Şura suresi 53 ayettir; bu 24. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).