"Eğer Rahman dileseydi, biz onlara kulluk etmezdik." dediler. Onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar yalnızca saçmalıyorlar.
Zuhruf 43:20وَقَالُوا لَوْ شَٓاءَ الرَّحْمٰنُ مَا عَبَدْنَاهُمْۜ مَا لَهُمْ بِذٰلِكَ مِنْ عِلْمٍۗ اِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَۜ • Ve kalu lev şaer rahmanu ma abednahum, ma lehum bi zalike min ilmin in hum illa yahrusun. • Meal: "Eğer Rahman dileseydi, biz onlara kulluk etmezdik." dediler. Onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar yalnızca saçmalıyorlar. • Kelime kelime: وَقَالُوا۟ ve kalu ve dediler ki · لَوْ lev eğer · شَآءَ şa'e dileseydi · ٱلرَّحْمَـٰنُ r-rahmanu Rahman · مَا ma · عَبَدْنَـٰهُم ۗ abednahum biz onlara tapmazdık · مَّا ma yoktur · لَهُم lehum onların · بِذَٰلِكَ bizalike bu hususta · مِنْ min hiçbir · عِلْمٍ ۖ ilmin bilgileri · إِنْ in · هُمْ hum onlar · إِلَّا illa sadece · يَخْرُصُونَ yehrusune saçmalıyorlar • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • عبد (Ebd) kökü: hizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmek • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • خرص (xrS) kökü: Tahmin yoluyla bir miktar hesaplamak, emin olunmayan bir şey hakkında fikir yürütmek veya görüş oluşturmak, görüş veya tahmin yoluyla konuşmak ve böylece yalan söylemek ve gerçek olmayan şeyler söylemek, yalan uydurmak… • Zuhruf suresi 89 ayettir; bu 20. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).