Akıl Kuran (akilkuran.com)

Casiye Suresi 27. Ayet Meali

Göklerin ve yeryüzünün mülkü Allah'a aittir. Sa'at'ın kopacağı O Gün, sapkın yolda olanlar hüsrana uğrayacaklardır.

Casiye 45:27 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Göklerin ve yeryüzünün mülkü Allah'a aittir.
Casiye 45:27
وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ يَخْسَرُ الْمُبْطِلُونَ • Ve lillahi mulkus semavati vel ard, ve yevme tekumus saatu yevme izin yahserul mubtılun. • Meal: Göklerin ve yeryüzünün mülkü Allah'a aittir. Sa'at'ın[1] kopacağı O Gün,[2] sapkın yolda olanlar hüsrana uğrayacaklardır. • Dipnot 1: Hesap sorma günü, yalnızca Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün. • Dipnot 2: Kıyamet'in. • Kelime kelime: وَلِلَّهِ velillahi Allah'ındır · مُلْكُ mulku mülkü · ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati göklerin · وَٱلْأَرْضِ ۚ vel'erdi ve yerin · وَيَوْمَ ve yevme ve gün · تَقُومُ tekumu başladığı · ٱلسَّاعَةُ s-saatu sa'at · يَوْمَئِذٍۢ yevmeizin işte o gün · يَخْسَرُ yehseru hüsrana uğrayacaktır · ٱلْمُبْطِلُونَ l-mubtilune iptalciler • ملك (mlk) kökü: Hükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık. • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • سوع (swE) kökü: Kötü olmak, fesat çıkarmak, kötülük etmek, günah işlemek, zarar vermek, üzmek, incitmek, fenalık yapmak, kızmak, öfkelenmek, kabalaşmak, çirkinleşmek, hoşa gitmemek, mutsuz etmek, rahatsız etmek, zorlaştırmak • خسر (xsr) kökü: Kayıp veya azalma yaşamak, aldatılmak/kandırılmak/baştan çıkarılmak/atlatılmak, hata yapmak/yoldan çıkmak/doğru yoldan sapmak/doğru yolu kaçırmak, yok olmak veya ölmek, bir şeyi kusurlu veya eksik yapmak, yok etmek veya… • بطل (bTl) kökü: Boş olmak, geçersiz olmak, batıl olmak, yok olmak, işe yaramaz hale gelmek, hükümsüz kalmak, cesur olmak, kahraman olmak, kahramanlık yapmak • Casiye suresi 37 ayettir; bu 27. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).