Rabbinden gelen kanıt içeren apaçık bilgiyi izleyen kimse, kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve hevalarına uyan kimse ile bir olur mu?
Muhammed 47:14اَفَمَنْ كَانَ عَلٰى بَيِّنَةٍ مِنْ رَبِّه۪ كَمَنْ زُيِّنَ لَهُ سُٓوءُ عَمَلِه۪ وَاتَّبَعُٓوا اَهْوَٓاءَهُمْ • E fe men kane ala beyyinetin min rabbihi ke men zuyyine lehu suu amelihi vettebeu ehvaehum. • Meal: Rabbinden gelen kanıt içeren apaçık bilgiyi izleyen kimse, kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve hevalarına[1] uyan kimse ile bir olur mu? • Dipnot 1: Kuruntu ve tutkularına. • Kelime kelime: أَفَمَن efemen kimse olur mu? · كَانَ kane olan · عَلَىٰ ala üzerinde · بَيِّنَةٍۢ beyyinetin bir delil · مِّن min -nden · رَّبِّهِۦ rabbihi Rabbi- · كَمَن kemen kimseler gibi · زُيِّنَ zuyyine süslendirilen · لَهُۥ lehu kendilerine · سُوٓءُ su'u kötü · عَمَلِهِۦ amelihi işi · وَٱتَّبَعُوٓا۟ vettebeu ve uyan · أَهْوَآءَهُم ehva'ehum keyiflerine • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • زين (zyn) kökü: Süslemek, donatmak. Süslemek, zarafet katmak, onurlandırmak [bir eylem, nitelik veya söz için]. Dili süsledi, donattı veya düzenledi. Süsledi [örn. Yeryüzü veya toprak, bitki örtüsüyle süslendi], süsledi, dekore etti… • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • تبع (tbE) kökü: takip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda… • هوي (hwy) kökü: Kuş gibi avına doğru dik inmek, yok olmak, mahvolmak, yıkmak, yok etmek, ortadan kaybolmak, özlem duymak, hayal etmek, kandırmak, baştan çıkarmak, savrulmak, düşük tutkuyla ilham vermek, arzular/hayaller • Muhammed suresi 38 ayettir; bu 14. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).