Akıl Kuran (akilkuran.com)

Muhammed Suresi 26. Ayet Meali

Bu, onların, Allah'ın indirdiğini beğenmeyen kimselere: "Bazı işlerde size uyacağız." demeleri nedeniyledir. Allah, onların gizlediklerini biliyor.

Muhammed 47:26 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Bu, onların, Allah'ın indirdiğini beğenmeyen kimselere: "Bazı işlerde size uyacağız." demeleri nedeniyledir.
Muhammed 47:26
ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُوا لِلَّذ۪ينَ كَرِهُوا مَا نَزَّلَ اللّٰهُ سَنُط۪يعُكُمْ ف۪ي بَعْضِ الْاَمْرِۚ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ اِسْرَارَهُمْ • Zalike bi ennehum kalu lillezine kerihu ma nezzelallahu senutiukum fi ba'dil emr, vallahu ya'lemu israrehum. • Meal: Bu, onların, Allah'ın indirdiğini beğenmeyen kimselere: "Bazı işlerde size uyacağız." demeleri nedeniyledir. Allah, onların gizlediklerini biliyor. • Kelime kelime: ذَٰلِكَ zalike bu böyledir · بِأَنَّهُمْ biennehum çünkü onlar · قَالُوا۟ kalu dediler · لِلَّذِينَ lillezine kimselere · كَرِهُوا۟ kerihu hoşlanmayan(lara) · مَا ma · نَزَّلَ nezzele indirdiğinden · ٱللَّهُ llahu Allah'ın · سَنُطِيعُكُمْ senutiukum size ita'at edeceğiz · فِى fi · بَعْضِ bea'di bazısında · ٱلْأَمْرِ ۖ l-emri işin · وَٱللَّهُ vallahu oysa Allah · يَعْلَمُ yea'lemu biliyor · إِسْرَارَهُمْ israrahum onların gizlediklerini • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • كره (krh) kökü: Zor bulmak, hoşlanmamak, onaylamamak, tiksinti duymak, isteksiz olmak, tiksinmek, nefret etmek, iğrenmek, nefret etmek, isteksiz olmak • نزل (nzl) kökü: inmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy… • طوع (TwE) kökü: itaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak. • بعض (bED) kökü: bir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, biraz • امر (Amr) kökü: emretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • سرر (srr) kökü: Sevinmek, mutlu olmak, gizlemek, saklamak, sır tutmak, iç, öz, merkez, göbek, yatak, taht, divan, koltuk • Muhammed suresi 38 ayettir; bu 26. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).