Akıl Kuran (akilkuran.com)

Muhammed Suresi 25. Ayet Meali

Kendilerine doğru yol açıkça belli olduktan sonra, ona sırt dönenleri, şeytan aldattı ve onları boş ümitlere yöneltti.

Muhammed 47:25 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Kendilerine doğru yol açıkça belli olduktan sonra, ona sırt dönenleri, şeytan aldattı ve onları boş ümitler…
Muhammed 47:25
اِنَّ الَّذ۪ينَ ارْتَدُّوا عَلٰٓى اَدْبَارِهِمْ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْهُدَىۙ الشَّيْطَانُ سَوَّلَ لَهُمْۜ وَاَمْلٰى لَهُمْ • İnnellezinerteddu ala edbarihim min ba'di ma tebeyyene lehumul hudeş şeytanu sevvele lehum ve emla lehum. • Meal: Kendilerine doğru yol açıkça belli olduktan sonra, ona sırt dönenleri, şeytan aldattı ve onları boş ümitlere yöneltti. • Kelime kelime: إِنَّ inne şüphesiz · ٱلَّذِينَ ellezine kimselere · ٱرْتَدُّوا۟ rteddu dönen(lere) · عَلَىٰٓ ala üzerine · أَدْبَـٰرِهِم edbarihim arkaları · مِّنۢ min · بَعْدِ bea'di sonra · مَا ma · تَبَيَّنَ tebeyyene belli olduktan · لَهُمُ lehumu kendilerine · ٱلْهُدَى ۙ l-huda doğru yol · ٱلشَّيْطَـٰنُ ş-şeytanu şeytan · سَوَّلَ sevvele sürüklemiştir · لَهُمْ lehum onları · وَأَمْلَىٰ ve emla ve uzun emellere düşürmüştür · لَهُمْ lehum onları • ردد (rdd) kökü: Geri göndermek, geri döndürmek, reddetmek, kabul etmemek, geri püskürtmek, geri dönmek, eski haline getirmek, geri vermek, başvurmak, tekrar vermek, tekrar almak, tekrarlamak, geri gitmek, orijinal durumuna dönmek… • دبر (dbr) kökü: Arkasını dönmek, kaçmak, peşinden gitmek, arkada olmak, yaşlanmak, bir şeyi almak/götürmek, batı rüzgarına doğru yönelmek, (gün, gece) geçmek, saygıyla takip etmek. • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • شطن ($Tn) kökü: Uzaklaşmak/uzak/ırak olmak, içine sıkıca girmek/yerleşmek, nüfuz edip gizlenmek, amacından/yönünden saparak karşı koymak, şeytan, aşırı kibirli/bozulmuş kişi, inançsız/isyankâr/küstah/inatçı/ters/sapkın, ip, derin… • سول (swl) kökü: Sormak, istemek, dilemek, rica etmek, talep etmek, dilenmek • ملو (mlw) kökü: Doldurmak, dolmak, içini doldurmak, dolu olmak, içermek, kaplamak, yayılmak, dolup taşmak • Muhammed suresi 38 ayettir; bu 25. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).