Akıl Kuran (akilkuran.com)

Muhammed Suresi 30. Ayet Meali

Eğer isteseydik onları sana tanıttırırdık. Sen de onları simalarından tanırdın. Yine de sen; onları, konuşma tarzlarından tanırsın. Allah, yaptıklarınızı bilir.

Muhammed 47:30 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Eğer isteseydik onları sana tanıttırırdık.
Muhammed 47:30
وَلَوْ نَشَٓاءُ لَاَرَيْنَاكَهُمْ فَلَعَرَفْتَهُمْ بِس۪يمٰيهُمْۜ وَلَتَعْرِفَنَّهُمْ ف۪ي لَحْنِ الْقَوْلِۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ اَعْمَالَكُمْ • Ve lev neşau le ereynakehum fe le areftehum bi simahum ve le ta'rifennehum fi lahnil kavl, vallahu ya'lemu a'malekum. • Meal: Eğer isteseydik onları sana tanıttırırdık. Sen de onları simalarından tanırdın. Yine de sen; onları, konuşma tarzlarından tanırsın. Allah, yaptıklarınızı bilir. • Kelime kelime: وَلَوْ velev şayet · نَشَآءُ neşa'u biz dileseydik · لَأَرَيْنَـٰكَهُمْ leeraynakehum onları sana gösterirdik · فَلَعَرَفْتَهُم fe learaftehum sen onları tanırdın · بِسِيمَـٰهُمْ ۚ bisimahum simalarından · وَلَتَعْرِفَنَّهُمْ veletea'rifennehum ve onları tanırdın · فِى fi · لَحْنِ lehni üslubundan · ٱلْقَوْلِ ۚ l-kavli sözlerinin · وَٱللَّهُ vallahu ve Allah · يَعْلَمُ yea'lemu bilir · أَعْمَـٰلَكُمْ ea'malekum yaptığınız işleri • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • عرف (Erf) kökü: O bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen… • سوم (swm) kökü: Pazarlık yapmak, fiyat belirlemek, değer biçmek, peşin fiyat vermek, kıymet takdir etmek • لحن (lHn) kökü: Eğilmek, ses tonunu değiştirmek, konuşma şeklinde değişiklik yapmak, düz konuşmamak, çapraz telaffuz etmek, yanlış konuşmak, konuşma amacı, kelimenin açık anlamının aksine konuşmacının iç duygularını gösteren bir tarzda… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • Muhammed suresi 38 ayettir; bu 30. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).