Mü'minler, ancak Allah'a ve Resul'üne iman eden, sonra kesinlikle hiçbir kuşkuya yer vermeyen; malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad eden kimselerdir. Onlar, özü ve sözü bir olanlardır.
Hucurat 49:15اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا وَجَاهَدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَ • İnnemel mu'minunellezine amenu billahi ve resulihi summe lem yertabu ve cahedu bi emvalihim ve enfusihim fi sebilillah, ulaike humus sadikun. • Meal: Mü'minler, ancak Allah'a ve Resul'üne iman eden, sonra kesinlikle hiçbir kuşkuya yer vermeyen; malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad eden kimselerdir. Onlar, özü ve sözü bir olanlardır. • Kelime kelime: إِنَّمَا innema şüphesiz · ٱلْمُؤْمِنُونَ l-mu'minune Mü'minler · ٱلَّذِينَ ellezine kimselerdir · ءَامَنُوا۟ amenu iman eden(lerdir) · بِٱللَّهِ billahi Allah'a · وَرَسُولِهِۦ ve rasulihi ve Elçisine · ثُمَّ summe sonra · لَمْ lem · يَرْتَابُوا۟ yertabu şüphe etmeyenlerdir · وَجَـٰهَدُوا۟ vecahedu ve cihad edenlerdir · بِأَمْوَٰلِهِمْ biemvalihim mallarıyle · وَأَنفُسِهِمْ ve enfusihim ve canlarıyle · فِى fi · سَبِيلِ sebili yolunda · ٱللَّهِ ۚ llahi Allah · أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte · هُمُ humu onlardır · ٱلصَّـٰدِقُونَ s-sadikune doğru olanlar • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • ريب (ryb) kökü: belirsizliğe düşürmek, şüpheye düşürmek, felaket, şüphe, rahatsız etmek, şüphe uyandırmak, zihinsel huzursuzluk yaratmak, sıkıntı vermek, kötü bir kanı oluşturmak, yalan isnat etmek • جهد (jhd) kökü: Çabalamak veya emek vermek veya didinmek, kendini veya gücünü veya çabalarını kullanmak, kendini tutkuyla veya özenle veya gayretle işe vermek, ekstra çaba göstermek, kendini zorluğa veya yorgunluğa sokmak, birini veya… • مول (mwl) kökü: Zenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak. • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • سبل (sbl) kökü: yol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep • صدق (Sdq) kökü: doğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü… • Hucurat suresi 18 ayettir; bu 15. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).