Akıl Kuran (akilkuran.com)

Hucurat Suresi 14. Ayet Meali

Bedevi Araplar, "iman ettik." dediler. De ki: "Siz iman etmediniz, fakat teslim olduk, deyin. Çünkü henüz iman kalbinize girmedi. Eğer Allah'a ve Resul'üne itaat ederseniz, O, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez." Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Hucurat 49:14 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Bedevi Araplar, "iman ettik." dediler.
Hucurat 49:14
قَالَتِ الْاَعْرَابُ اٰمَنَّاۜ قُلْ لَمْ تُؤْمِنُوا وَلٰكِنْ قُولُٓوا اَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْا۪يمَانُ ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاِنْ تُط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ لَا يَلِتْكُمْ مِنْ اَعْمَالِكُمْ شَيْـٔاًۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ • Kaletil a'rabu amenna, kul lem tu'minu ve lakin kulu eslemna ve lemma yedhulil imanu fi kulubikum, ve in tutiullahe ve resulehu la yelitkum min a'malikum şey'a, innallahe gafurun rahim. • Meal: Bedevi Araplar, "iman ettik." dediler. De ki: "Siz iman etmediniz, fakat teslim[1] olduk, deyin. Çünkü henüz iman kalbinize girmedi. Eğer Allah'a ve Resul'üne itaat ederseniz, O, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez." Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir. • Dipnot 1: Boyun eğdik, Yönetimin yasalarına uymayı kabul ettik; kendimizi güvenceye aldık. • Kelime kelime: قَالَتِ kaleti dediler · ٱلْأَعْرَابُ l-ea'rabu araplar · ءَامَنَّا ۖ amenna inandık · قُل kul de ki · لَّمْ lem · تُؤْمِنُوا۟ tu'minu inanmadınız · وَلَـٰكِن velakin fakat · قُولُوٓا۟ kulu deyin · أَسْلَمْنَا eslemna islam olduk · وَلَمَّا velemma henüz · يَدْخُلِ yedhuli girmedi · ٱلْإِيمَـٰنُ l-imanu iman · فِى fi · قُلُوبِكُمْ ۖ kulubikum kalblerinize · وَإِن vein ve eğer · تُطِيعُوا۟ tutiu ita'at ederseniz · ٱللَّهَ llahe Allah'a · وَرَسُولَهُۥ ve rasulehu ve Elçisine · لَا la · يَلِتْكُم yelitkum size eksiltmez · مِّنْ min -den · أَعْمَـٰلِكُمْ ea'malikum amelleriniz- · شَيْـًٔا ۚ şey'en hiçbir şeyi · إِنَّ inne şüphesiz · ٱللَّهَ llahe Allah · غَفُورٌۭ gafurun çok bağışlayandır · رَّحِيمٌ rahimun çok esirgeyendir • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • عرب (Erb) kökü: saf, açık, sade, yalın, pürüzsüz, hatadan-kusurdan uzak, berrak su; farklı-ayırt edici, fasih, açıklayıcı konuşmak, fesahat; tutkulu, aşk dolu, neşeli, hayat dolu, coşkulu akan nehir; Arap, Arapça, Araplaşmak • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • سلم (slm) kökü: barış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmak • دخل (dxl) kökü: girmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak… • قلب (qlb) kökü: kalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulp • طوع (TwE) kökü: itaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak. • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • ليت (lyt) kökü: Keşke, ne olurdu, isterdim ki, eğer • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • غفر (gfr) kökü: korumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • Hucurat suresi 18 ayettir; bu 14. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).