Akıl Kuran (akilkuran.com)

Maide Suresi 103. Ayet Meali

Allah, ne "Bahire" ne "Saibe" ne "Vasile" ne de "Ham" diye bir şeyi meşru kıldı. Fakat Kafirler yalan söyleyerek Allah'a iftira ediyorlar. Ve onların çoğu akıllarını kullanmıyorlar.

Maide 5:103 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Allah, ne "Bahire" ne "Saibe" ne "Vasile" ne de "Ham" diye bir şeyi meşru kıldı.
Maide 5:103
مَا جَعَلَ اللّٰهُ مِنْ بَح۪يرَةٍ وَلَا سَٓائِبَةٍ وَلَا وَص۪يلَةٍ وَلَا حَامٍۙ وَلٰكِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا يَفْتَرُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَۜ وَاَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ • Ma cealallahu min bahiretin ve la saibetin ve la vasiletin ve la hamin ve lakinnellezine keferu yefterune alallahi kezib ve ekseruhum la ya'kılun. • Meal: Allah, ne "Bahire" ne "Saibe" ne "Vasile" ne de "Ham[1]" diye bir şeyi meşru kıldı. Fakat Kafirler yalan söyleyerek Allah'a iftira ediyorlar. Ve onların çoğu akıllarını kullanmıyorlar[2]. • Dipnot 1: Bu isimler; Arapların, putlara kurban ettikleri ya da onlar adına değerlendirdikleri hayvanlara verdikleri isimlerdir (Bkz. 4:119. ayetin dipnotu. • Dipnot 2: Körü körüne tabi oluyorlar. • Kelime kelime: مَا ma · جَعَلَ ceale yapmamıştır · ٱللَّهُ llahu Allah · مِنۢ min ne · بَحِيرَةٍۢ behiratin "bahîre" · وَلَا ve la ve ne · سَآئِبَةٍۢ saibetin "sâibe" · وَلَا ve la ve ne · وَصِيلَةٍۢ vesiletin "vasîle" · وَلَا ve la ve ne · حَامٍۢ ۙ hamin "ham" · وَلَـٰكِنَّ velakinne fakat · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(ler) · يَفْتَرُونَ yefterune uyduruyorlar · عَلَى ala karşı · ٱللَّهِ llahi Allah'a · ٱلْكَذِبَ ۖ l-kezibe yalan · وَأَكْثَرُهُمْ ve ekseruhum ve çokları da · لَا la · يَعْقِلُونَ yea'kilune akıl erdiremiyorlar • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • بحر (bHr) kökü: Deniz, göl, büyük su birikintisi, bol, geniş, çok, deniz gibi cömert olan, bilgin • سيب (syb) kökü: Sövmek, kötülemek, hakaret etmek, küfretmek • وصل (wSl) kökü: Ulaşmak, erişmek, bağlanmak, uygulamak, yakınlaştırmak, gelmek/iletmek/aktarmak, devam etmek, birlik (arkadaşlar/dostlar/sevgililer arasında). • حمي (Hmy) kökü: Tecavüz/saldırıya karşı korumak/yasaklamak/savunmak. Yasaklanan bir şey, bir şeyi yasaklamak. Şiddetli/öfkeli, sıcak olmak/ısınmak (örn. gün, fırın), küçümseme/aşağılama/kızgınlık/kıskançlık/öfke, utanmak, haksız… • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • فري (fry) kökü: Kesmek/bölmek/yarmak, iftira atmak, (yalan) uydurmak. • كذب (kpb) kökü: Yalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak. • كثر (kvr) kökü: Sayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer… • عقل (Eql) kökü: Bağlamak, alıkoymak, akıllı olmak, bilge olmak, anlamak, birisi için kan bedeli ödemek, bir dağın zirvesine tırmanmak, anlayış kullanmak, sakınmak. • Maide suresi 120 ayettir; bu 103. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).