Rabbanilerin ve ahbarın; günah söz söylemekten ve suht yemekten sakındırmaları gerekmez miydi? Yaltaklanmaları ne kötüdür.
Maide 5:63لَوْلَا يَنْهٰيهُمُ الرَّبَّانِيُّونَ وَالْاَحْبَارُ عَنْ قَوْلِهِمُ الْاِثْمَ وَاَكْلِهِمُ السُّحْتَۜ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَصْنَعُونَ • Lev la yenhahumur rabbaniyyune vel ahbaru an kavlihimul isme ve eklihimus suht lebi'se ma kanu yasneun. • Meal: Rabbanilerin[1] ve ahbarın;[2] günah söz söylemekten ve suht[3] yemekten sakındırmaları gerekmez miydi? Yaltaklanmaları ne kötüdür. • Dipnot 1: Ruhban. Rabb'e kul olan. (Hıristiyan din adamı.) Ruhbanlık, çekingen bir hayat sürmek, dünyadan el etek çekip, yalnızca ibadetle ilgilenerek ruhu yüceltmek demektir. • Dipnot 2: Haram kazanç, meşru olmayan kazançların tamamı, her türlü yolsuzluk. • Dipnot 3: Haham. (Yahudi din adamı.) • Kelime kelime: لَوْلَا levla gerekmez miydi? · يَنْهَىٰهُمُ yenhahumu menetmeleri · ٱلرَّبَّـٰنِيُّونَ r-rabbaniyyune Rabbanilerin · وَٱلْأَحْبَارُ vel'ehbaru ve hahamların · عَن an · قَوْلِهِمُ kavlihimu onlarıv sözlerini · ٱلْإِثْمَ l-isme günah · وَأَكْلِهِمُ ve eklihimu ve yemelerini · ٱلسُّحْتَ ۚ s-suhte haram · لَبِئْسَ lebi'se ne kötüdür · مَا ma şey · كَانُوا۟ kanu oldukları · يَصْنَعُونَ yesneune yapmakta • نهي (nhy) kökü: Engellemek, yasaklamak, azarlamak, yasaklamak, durdurtmak, kısıtlamak, men etmek, engel olmak, vazgeçmek, sakınmak • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • حبر (Hbr) kökü: Güzelleştirmek, keyif vermek, neşeli olmak, birini neşelendirmek. Habbara: Mürekkep koymak - Bir şeyi güzelleştirmek, süslemek veya bezemek, açık hale getirmek, birine mutluluk, neşe veya sevinç vermek, bir kişiye… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • اثم (Avm) kökü: Suç/günah işlemek veya yalan söylemek. İsm - günah, suç, suçluluk, kötülük, yalan, iyi davranışları engelleyen her şey, zararlı, kişiyi cezaya müstahak kılan her şey, zihni kötü bir şey olarak rahatsız eden her şey… • اكل (Akl) kökü: yiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekler • سحت (sHt) kökü: Kökünden söküp koparmak, tüketmek, silip süpürmek, yok etmek, kazımak, tamamen yıkmak, mahvetmek, haram para, yasak kazanç, rüşvet • باس (bAs) kökü: Güçlü/kuvvetli, sıkıntı/talihsizlik/felaket, yoksulluk durumu, kötü/fena, çok kötü, sahte alçakgönüllülük/itaatkarlık, ceza, deneme/keder durumu, cesaret/yiğitlik/kahramanlık • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • صنع (SnE) kökü: Yapmak/yaratmak/inşa etmek, bir şeyi işlemek, beslemek, yetiştirmek. Sun'un - bir eylem, yapılan şey. Masna'un (çoğulu masani) - sarnıç, saray, kale, güzel bina, hisar. San'atun - yapma, yapma sanatı. • Maide suresi 120 ayettir; bu 63. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).