Ve onlardan pek çoğunun, günah işlemede, düşmanlık yapmada ve suht yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları şey ne kadar kötüdür!
Maide 5:62وَتَرٰى كَث۪يراً مِنْهُمْ يُسَارِعُونَ فِي الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاَكْلِهِمُ السُّحْتَۜ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ • Ve tera kesiran minhum yusariune fil ismi vel udvani ve eklihimus suht lebi'se ma kanu ya'melun. • Meal: Ve onlardan pek çoğunun, günah işlemede, düşmanlık yapmada ve suht[1] yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları şey ne kadar kötüdür! • Dipnot 1: Haram kazanç, meşru olmayan kazançların tamamı, her türlü yolsuzluk. • Kelime kelime: وَتَرَىٰ ve tera ve görürsün · كَثِيرًۭا kesiran çoğunun · مِّنْهُمْ minhum onlardan · يُسَـٰرِعُونَ yusariune (birbirleriyle) yarıştıklarını · فِى fi · ٱلْإِثْمِ l-ismi günahta · وَٱلْعُدْوَٰنِ vel'udvani ve düşmanlıkta · وَأَكْلِهِمُ ve eklihimu ve yemede · ٱلسُّحْتَ ۚ s-suhte haram · لَبِئْسَ lebi'se ne kötüdür · مَا ma şey · كَانُوا۟ kanu oldukları · يَعْمَلُونَ yea'melune yapmakta • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • كثر (kvr) kökü: Sayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer… • سرع (srE) kökü: Hızlı olmak, çabuk olmak, acele etmek, süratli olmak, koşmak, seri olmak, çabukluk göstermek, ivedi davranmak • اثم (Avm) kökü: Suç/günah işlemek veya yalan söylemek. İsm - günah, suç, suçluluk, kötülük, yalan, iyi davranışları engelleyen her şey, zararlı, kişiyi cezaya müstahak kılan her şey, zihni kötü bir şey olarak rahatsız eden her şey… • عدو (Edw) kökü: geçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmek • اكل (Akl) kökü: yiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekler • سحت (sHt) kökü: Kökünden söküp koparmak, tüketmek, silip süpürmek, yok etmek, kazımak, tamamen yıkmak, mahvetmek, haram para, yasak kazanç, rüşvet • باس (bAs) kökü: Güçlü/kuvvetli, sıkıntı/talihsizlik/felaket, yoksulluk durumu, kötü/fena, çok kötü, sahte alçakgönüllülük/itaatkarlık, ceza, deneme/keder durumu, cesaret/yiğitlik/kahramanlık • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • Maide suresi 120 ayettir; bu 62. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).