Akıl Kuran (akilkuran.com)

Kaf Suresi 5. Ayet Meali

Ne var ki onlar, kendilerine Hakk gelince onu yalanladılar. Bu yüzden karmakarışık bir durumdalar.

Kaf 50:5 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Ne var ki onlar, kendilerine Hakk gelince onu yalanladılar.
Kaf 50:5
بَلْ كَذَّبُوا بِالْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُمْ فَهُمْ ف۪ٓي اَمْرٍ مَر۪يجٍ • Bel kezzebu bil hakkı lemma caehum fe hum fi emrin mericin. • Meal: Ne var ki onlar, kendilerine Hakk[1] gelince onu yalanladılar. Bu yüzden karmakarışık bir durumdalar. • Dipnot 1: Gerçekliği kesin olan. Gerçeği kesin olarak bildiren mesaj. Mutlak gerçeklik, doğruluk. Bir şeyin aslı ve esası. Yasa, ferman, kural. Batıl'ın karşıtı. • Kelime kelime: بَلْ bel doğrusu · كَذَّبُوا۟ kezzebu onlar yalanladılar · بِٱلْحَقِّ bil-hakki hak ile · لَمَّا lemma · جَآءَهُمْ ca'ehum kendilerine gelince · فَهُمْ fehum şimdi onlar · فِىٓ fi içindedirler · أَمْرٍۢ emrin bir durumun · مَّرِيجٍ mericin çalkantılı • كذب (kpb) kökü: Yalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak. • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • امر (Amr) kökü: emretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak • مرج (mrj) kökü: Otlak, karışık (bir şeyin diğeriyle), akış ve serbest akış (ayrı varlıklar olarak), ortaya koymak, bozulmuş/çürümüş/yozlaşmış/zarar görmüş/rahatsız edilmiş/dengesiz/kafası karışık • Kaf suresi 45 ayettir; bu 5. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).