Öyleyse üzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı ki, onu hiçbir çatlağı olmaksızın nasıl bina etmişiz, nasıl süslemişiz!
Kaf 50:6اَفَلَمْ يَنْظُرُٓوا اِلَى السَّمَٓاءِ فَوْقَهُمْ كَيْفَ بَنَيْنَاهَا وَزَيَّنَّاهَا وَمَا لَهَا مِنْ فُرُوجٍ • E fe lem yanzuru iles semai fevkahum keyfe beneynaha ve zeyyennaha ve ma leha min furucin. • Meal: Öyleyse üzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı ki, onu hiçbir çatlağı olmaksızın nasıl bina etmişiz, nasıl süslemişiz! • Kelime kelime: أَفَلَمْ efelem · يَنظُرُوٓا۟ yenzuru bakmadılar mı? · إِلَى ila · ٱلسَّمَآءِ s-semai göğe · فَوْقَهُمْ fevkahum üstlerindeki · كَيْفَ keyfe nasıl · بَنَيْنَـٰهَا beneynaha onu bina ettik · وَزَيَّنَّـٰهَا ve zeyyennaha ve onu süsledik · وَمَا ve ma ve yoktur · لَهَا leha onun · مِن min hiçbir · فُرُوجٍۢ furucin çatlağı • نظر (nZr) kökü: görmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak… • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • فوق (fwq) kökü: Rütbe veya mükemmellikte üstün olmak, üstesinden gelmek, geçmek, üstünde/üzerinde olmak, üzerinde, üzerine, daha fazla, yüksekte olmak. Fauq - üstünde/üzerinde/daha fazla/üstün anlamında bir edattır. Fawaq - iki… • كيف (kyf) kökü: Nasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne halde • بني (bny) kökü: inşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile • زين (zyn) kökü: Süslemek, donatmak. Süslemek, zarafet katmak, onurlandırmak [bir eylem, nitelik veya söz için]. Dili süsledi, donattı veya düzenledi. Süsledi [örn. Yeryüzü veya toprak, bitki örtüsüyle süslendi], süsledi, dekore etti… • فرج (frj) kökü: Açmak, ayırmak, yarmak, bölmek, genişletmek, ayırmak, iki şey arasında boşluk bırakmak, içeri oda yapmak, rahatlatmak. İki şey arasındaki açıklık, ara boşluk [boşluk veya yarık]. Örnek: Arka bacakları ayırmak veya… • Kaf suresi 45 ayettir; bu 6. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).