Rabb'inin hükmünü sabrederek bekle. Sen gözümüzün önündesin. Ve her kalkışında Rabb'ini hamd ile tesbih et.
Tur 52:48وَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَاِنَّكَ بِاَعْيُنِنَا وَسَبِّـحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ ح۪ينَ تَقُومُۙ • Vasbir li hukmi rabbike fe inneke bi a'yunina, ve sebbih bi hamdi rabbike hine tekumu. • Meal: Rabb'inin hükmünü sabrederek bekle. Sen gözümüzün önündesin.[1] Ve her kalkışında[2] Rabb'ini hamd ile tesbih[3] et. • Dipnot 1: Gözetimimizdesin. • Dipnot 2: Yapacağın her işte. • Dipnot 3: Bkz. 48:9. ayetin 3. dipnotu. • Kelime kelime: وَٱصْبِرْ vesbir o halde sabret · لِحُكْمِ lihukmi hükmüne · رَبِّكَ rabbike Rabbinin · فَإِنَّكَ feinneke çünkü sen · بِأَعْيُنِنَا ۖ biea'yunina gözlerimizin önündesin · وَسَبِّحْ ve sebbih ve tesbih et · بِحَمْدِ bihamdi övgü ile · رَبِّكَ rabbike Rabbini · حِينَ hine zaman · تَقُومُ tekumu kalktığın • صبر (Sbr) kökü: direnmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı… • حكم (Hkm) kökü: Engellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • عين (Eyn) kökü: Göze zarar vermek, birinin gözüne nazar değdirmek, gözyaşı dökmek, casus olmak. Aayan - görünmek, yüzleşmek. 'Ainun - göz, bakış, ağaç kovuğu, casus, üç harfli kelimenin ortasındaki harf, su kaynağı, baş, bir yerin… • سبح (sbH) kökü: Yüzmek, bir şeyi akıtmak, suda hareket etmek, akıp gitmek, serbest kalmak, boşlukta süzülmek, Allah'ı tesbih etmek, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, Allah'ı yüceltmek • حمد (Hmd) kökü: Birini övmek veya yüceltmek veya takdir etmek, birisinden olumlu olarak bahsetmek, bir şeyi onaylamak, birine hakkını ödemek/vermek, övgüye değer veya takdire şayan olmak. • حين (Hyn) kökü: Varmak, gelmek, zamanı gelmek (zaman, mevsim), uygun olmak, hasat edilmek • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • Tur suresi 49 ayettir; bu 48. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).