Sizden hanımlarına zihar yapanlar bilsinler ki, hanımları anneleri değildir. Anneleri yalnızca kendilerini doğuranlardır. Doğrusu onlar, sözün çirkin ve asılsız olanını söylüyorlar. Kuşkusuz Allah, Çok Affedici'dir, Çok Bağışlayıcı'dır.
Mücadele 58:2اَلَّذ۪ينَ يُظَاهِرُونَ مِنْكُمْ مِنْ نِسَٓائِهِمْ مَا هُنَّ اُمَّهَاتِهِمْۜ اِنْ اُمَّهَاتُهُمْ اِلَّا الّٰٓئ۪ وَلَدْنَهُمْۜ وَاِنَّهُمْ لَيَقُولُونَ مُنْكَراً مِنَ الْقَوْلِ وَزُوراًۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌ • Ellezine yuzahirune minkum min nisaihim ma hunne ummehatihim, in ummehatuhum illellai velednehum, ve innehum le yekulune munkeren minel kavli ve zura, ve innellahe le afuvvun gafur. • Meal: Sizden hanımlarına zihar[1] yapanlar bilsinler ki, hanımları anneleri değildir. Anneleri yalnızca kendilerini doğuranlardır. Doğrusu onlar, sözün çirkin ve asılsız olanını söylüyorlar. Kuşkusuz Allah, Çok Affedici'dir, Çok Bağışlayıcı'dır. • Dipnot 1: Cahiliye döneminde bir kimsenin, karısının sırtını annesinin sırtına benzeterek, "Sen bana annemin sırtı gibisin" diye yemin etmesine ve böylece eşiyle bir daha ilişkiye girmeyi kendisine haram saymasına zihar deniyordu. Böylelikle kadın boşta kaldığı halde başka bir evlilik te yapamıyordu. • Kelime kelime: ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · يُظَـٰهِرُونَ yuzahirune zıhar eden(ler) · مِنكُم minkum sizden · مِّن min · نِّسَآئِهِم nisaihim kadınlara · مَّا ma (bilsinler ki) değildir · هُنَّ hunne onlar · أُمَّهَـٰتِهِمْ ۖ ummehatihim onların anaları · إِنْ in değildir · أُمَّهَـٰتُهُمْ ummehatuhum onların anaları · إِلَّا illa dışındakiler · ٱلَّـٰٓـِٔى l-lai onlar · وَلَدْنَهُمْ ۚ velednehum onları doğuranlar · وَإِنَّهُمْ ve innehum ve onlar · لَيَقُولُونَ leyekulune söylüyorlar · مُنكَرًۭا munkeran çirkin (olanı) · مِّنَ mine -den · ٱلْقَوْلِ l-kavli söz- · وَزُورًۭا ۚ ve zuran ve yalan · وَإِنَّ veinne ve şüphesiz · ٱللَّهَ llahe Allah · لَعَفُوٌّ leafuvvun affedicidir · غَفُورٌۭ gafurun bağışlayıcıdır • ظهر (Zhr) kökü: Görünmek, belirgin/açık/net/bariz olmak, ortaya çıkmak, yükselmek/tırmanmak, üstün gelmek, bilmek, ayırt etmek, aşikar olmak, ilerlemek, öğleye girmek, ihmal etmek, üstünlük sağlamak, sırta yara açmak • نسو (nsw) kökü: Kadınlar. Bu kelimenin tekil hali yoktur. • امم (Amm) kökü: ammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı… • ولد (wld) kökü: doğurmak, dünyaya getirmek • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • نكر (nkr) kökü: Hoşlanmamak, tanımamak, reddetmek, dil veya ceza ile onaylamamak, zor olmak, güç olmak, tiksinti duymak, suçlamak • زور (zwr) kökü: Ziyaret etmek, ziyaretçi, meyletmek, ona hürmet gösterdi, tahrif etmek/güzelleştirmek/süslemek, yalan/gerçek olmayan, ayarlamak/düzeltmek, ondan uzaklaşmak veya yan çizmek, kararlılık • عفو (Efw) kökü: Affetmek, bağışlamak, çoğalmak, üzerinden geçmek, vazgeçmek, büyümek, çoğalmak, tüm izleri silmek, bağışlamak, hak edilenden fazlasını vermek, hakkından tamamen veya kısmen vazgeçmek. Afina (afin'in çoğul hali)… • غفر (gfr) kökü: korumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek • Mücadele suresi 22 ayettir; bu 2. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).