Akıl Kuran (akilkuran.com)

Enam Suresi 153. Ayet Meali

Gerçekten bu, Ben'im dosdoğru yolumdur. Ona uyun. Başka yollara uymayın. Zira o yollar sizi, O'nun yolundan uzaklaştırır. O, size bunları öğütledi, umulur ki takvalı olursunuz.

Enam 6:153 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Gerçekten bu, Ben'im dosdoğru yolumdur.
Enam 6:153
وَاَنَّ هٰذَا صِرَاط۪ي مُسْتَق۪يماً فَاتَّبِعُوهُۚ وَلَا تَتَّبِعُوا السُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَنْ سَب۪يلِه۪ۜ ذٰلِكُمْ وَصّٰيكُمْ بِه۪ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ • Ve enne haza sırati mustekimen fettebiuh, ve la tettebius subule fe teferreka bikum an sebilih, zalikum vassakum bihi leallekum tettekun. • Meal: Gerçekten bu, Ben'im dosdoğru yolumdur. Ona uyun. Başka yollara uymayın. Zira o yollar sizi, O'nun yolundan uzaklaştırır. O, size bunları öğütledi, umulur ki takvalı[1] olursunuz. • Dipnot 1: Bkz. 6:32. ayetin dipnotu. • Kelime kelime: وَأَنَّ ve enne ve işte · هَـٰذَا haza budur · صِرَٰطِى sirati benim yolum · مُسْتَقِيمًۭا mustekimen dosdoğru · فَٱتَّبِعُوهُ ۖ fettebiuhu ona uyun · وَلَا ve la · تَتَّبِعُوا۟ tettebiu uymayın · ٱلسُّبُلَ s-subule yollara · فَتَفَرَّقَ feteferraka ayırmasın · بِكُمْ bikum sizi · عَن an -ndan · سَبِيلِهِۦ ۚ sebilihi O'nun yolu- · ذَٰلِكُمْ zalikum böylece · وَصَّىٰكُم vessakum size tavsiye etti · بِهِۦ bihi kendisiyle · لَعَلَّكُمْ leallekum umulur ki · تَتَّقُونَ tettekune korunursunuz • صرط (SrT) kökü: Düz, yeteri kadar geniş ve zorluk çekilmeden yürünebilen bir patika/yol. Bir yol/güzergah/patika, uzun kılıç. • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • تبع (tbE) kökü: takip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda… • سبل (sbl) kökü: yol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep • فرق (frq) kökü: Ayırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya… • وصي (wSy) kökü: Birleştirmek, bitişik olmak, bitişmek, sık bitki örtüsüne sahip olmak. Vasiyet etmek, tavsiye etmek, emir vermek, akıllıca öğüt ve vaaz ile emretmek, görevlendirmek, öğüt vermek, buyurmak, vasiyet yapmak. • وقي (wqy) kökü: korumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden… • Enam suresi 165 ayettir; bu 153. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).