Kim bir iyilik ile gelirse ona on katı vardır, kim bir kötülük ile gelirse kötülüğü oranında karşılık bulur. Onların hiçbirine haksızlık yapılmaz.
Enam 6:160مَنْ جَٓاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ اَمْثَالِهَاۚ وَمَنْ جَٓاءَ بِالسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزٰٓى اِلَّا مِثْلَهَا وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ • Men cae bil haseneti fe lehu aşru emsaliha, ve men cae bis seyyieti fe la yucza illa misleha ve hum la yuzlemun. • Meal: Kim bir iyilik ile gelirse ona on katı vardır, kim bir kötülük ile gelirse kötülüğü oranında karşılık bulur. Onların hiçbirine haksızlık yapılmaz. • Kelime kelime: مَن men kim · جَآءَ ca'e gelirse · بِٱلْحَسَنَةِ bil-haseneti bir iyilikle · فَلَهُۥ fe lehu sonra onun için · عَشْرُ aşru on (katı) · أَمْثَالِهَا ۖ emsaliha o(getirdiği)nin · وَمَن ve men ve kim · جَآءَ ca'e gelirse · بِٱلسَّيِّئَةِ bis-seyyieti bir kötülükle · فَلَا fela · يُجْزَىٰٓ yucza cezalandırılmaz · إِلَّا illa dışında · مِثْلَهَا misleha onun dengi · وَهُمْ ve hum ve onlar · لَا la · يُظْلَمُونَ yuzlemune haksızlığa uğratılmazlar • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • حسن (Hsn) kökü: Yakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya… • عشر (E$r) kökü: Onda birini almak, dokuza bir ekleyerek on yapmak, onuncu olmak. ashrun/asharun (d.), asharatun/ashratun (e.): on, onyıl, üçten ona kadar olan dönem. Yirmiden sonra dişil ve eril arasında fark yoktur. ashara… • مثل (mvl) kökü: Dik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya… • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • جزي (jzy) kökü: Tatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmek • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • Enam suresi 165 ayettir; bu 160. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).