Akıl Kuran (akilkuran.com)

Enam Suresi 43. Ayet Meali

Hiç olmazsa onlara sıkıntılarımız dokunduğu vakit tederru etselerdi! Fakat kalpleri katılaştı ve şeytan da onlara yaptıklarını çekici gösterdi.

Enam 6:43 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Hiç olmazsa onlara sıkıntılarımız dokunduğu vakit tederru etselerdi!
Enam 6:43
فَلَوْلَٓا اِذْ جَٓاءَهُمْ بَأْسُنَا تَضَرَّعُوا وَلٰكِنْ قَسَتْ قُلُوبُهُمْ وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ • Fe lev la iz caehum be'suna tedarrau ve lakin kaset kulubuhum ve zeyyene lehumuş şeytanu ma kanu ya'melun. • Meal: Hiç olmazsa onlara sıkıntılarımız dokunduğu vakit tederru[1] etselerdi! Fakat kalpleri katılaştı ve şeytan da onlara yaptıklarını çekici gösterdi. • Dipnot 1: 6:42. ayetin 2. dipnotu. • Kelime kelime: فَلَوْلَآ felevla hiç olmazsa · إِذْ iz zaman · جَآءَهُم ca'ehum kendilerine geldiği · بَأْسُنَا be'suna baskınımız · تَضَرَّعُوا۟ tederrau yalvarsalardı · وَلَـٰكِن velakin fakat · قَسَتْ kaset katılaştı · قُلُوبُهُمْ kulubuhum kalbleri · وَزَيَّنَ ve zeyyene ve süslü gösterdi · لَهُمُ lehumu onlara · ٱلشَّيْطَـٰنُ ş-şeytanu şeytan · مَا ma şeyleri · كَانُوا۟ kanu oldukları · يَعْمَلُونَ yea'melune yapmış • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • باس (bAs) kökü: Güçlü/kuvvetli, sıkıntı/talihsizlik/felaket, yoksulluk durumu, kötü/fena, çok kötü, sahte alçakgönüllülük/itaatkarlık, ceza, deneme/keder durumu, cesaret/yiğitlik/kahramanlık • ضرع (DrE) kökü: Aşağılamak, küçük düşürmek, itiraz etmek, alçakgönüllü olmak, kendini alçaltmak, tevazu/itaatkarlık. Kuru, acı, dikenli bitki örtüsü. • قسو (qsw) kökü: Sert olmak veya sertleşmek, sertlik, daha sert, boyun eğmeyen, acımasız • قلب (qlb) kökü: kalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulp • زين (zyn) kökü: Süslemek, donatmak. Süslemek, zarafet katmak, onurlandırmak [bir eylem, nitelik veya söz için]. Dili süsledi, donattı veya düzenledi. Süsledi [örn. Yeryüzü veya toprak, bitki örtüsüyle süslendi], süsledi, dekore etti… • شطن ($Tn) kökü: Uzaklaşmak/uzak/ırak olmak, içine sıkıca girmek/yerleşmek, nüfuz edip gizlenmek, amacından/yönünden saparak karşı koymak, şeytan, aşırı kibirli/bozulmuş kişi, inançsız/isyankâr/küstah/inatçı/ters/sapkın, ip, derin… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • Enam suresi 165 ayettir; bu 43. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).