Akıl Kuran (akilkuran.com)

Saff Suresi 6. Ayet Meali

Hani Meryem Oğlu İsa: "Ey İsrailoğulları! Ben, elinizdeki Tevrat'ı doğrulayan ve benden sonra gelecek olan, adı ahmed olan bir Resulü müjdeleyen Allah'ın Resul'üyüm." demişti. Fakat onlara beyyineler getirince, onlar: "Bu, apaçık bir büyüdür." dediler.

Saff 61:6 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Hani Meryem Oğlu İsa: "Ey İsrailoğulları!
Saff 61:6
وَاِذْ قَالَ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ يَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اِنّ۪ي رَسُولُ اللّٰهِ اِلَيْكُمْ مُصَدِّقاً لِمَا بَـيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرٰيةِ وَمُبَشِّراً بِرَسُولٍ يَأْت۪ي مِنْ بَعْدِي اسْمُهُٓ اَحْمَدُۜ فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ بِالْبَـيِّنَاتِ قَالُوا هٰذَا سِحْرٌ مُب۪ينٌ • Ve iz kale isebnu meryeme ya beni israile inni resulullahi ileykum musaddikan li ma beyne yedeyye minet tevrati ve mubeşşiren bi resulin ye'ti min bagdismuhu ahmed, fe lemma caehum bil beyyinati kalu haza sihrun mubin. • Meal: Hani Meryem Oğlu İsa: "Ey İsrailoğulları! Ben, elinizdeki Tevrat'ı doğrulayan ve benden sonra gelecek olan, adı ahmed[1] olan bir Resulü müjdeleyen Allah'ın Resul'üyüm." demişti. Fakat onlara beyyineler[2] getirince, onlar: "Bu, apaçık bir büyüdür." dediler. • Dipnot 1: Kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgiler. • Dipnot 2: Ahmed, özel isim olmayıp; "övgüye daha layık olan" anlamında sıfattır. Bu nedenle, Nebi'nin bir isminin de Ahmed olduğu iddiası doğru bir iddia değildir. • Kelime kelime: وَإِذْ ve iz ve hani · قَالَ kale demişti · عِيسَى iysa Îsa · ٱبْنُ bnu oğlu · مَرْيَمَ meryeme Meryem · يَـٰبَنِىٓ ya beni oğulları · إِسْرَٰٓءِيلَ israile İsrail · إِنِّى inni elbette ben · رَسُولُ rasulu elçisiyim · ٱللَّهِ llahi Allah'ın · إِلَيْكُم ileykum size (gönderilen) · مُّصَدِّقًۭا musaddikan doğrulayıcı · لِّمَا lima olanı · بَيْنَ beyne · يَدَىَّ yedeyye elimde · مِنَ mine -tan · ٱلتَّوْرَىٰةِ t-tevrati Tevrat- · وَمُبَشِّرًۢا ve mubeşşiran ve müjdeleyiciyim · بِرَسُولٍۢ birasulin bir elçiyi · يَأْتِى ye'ti gelecek · مِنۢ min · بَعْدِى bea'di benden sonra · ٱسْمُهُۥٓ ismuhu onun ismi · أَحْمَدُ ۖ ehmedu Ahmed'dir · فَلَمَّا felemma zaman · جَآءَهُم ca'ehum onlara geldiği · بِٱلْبَيِّنَـٰتِ bil-beyyinati apaçık delillerle · قَالُوا۟ kalu dediler · هَـٰذَا haza bu · سِحْرٌۭ sihrun bir büyüdür · مُّبِينٌۭ mubinun apaçık • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • بني (bny) kökü: inşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • صدق (Sdq) kökü: doğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü… • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • يدي (ydy) kökü: dokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyit • بشر (b$r) kökü: müjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüş • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • سحر (sHr) kökü: Büyü yapmak, sihir yapmak, büyülemek, aldatmak, göz boyamak, hipnotize etmek, etkilemek, baştan çıkarmak, kandırmak, şafak vakti, tan vakti, seher vakti • Saff suresi 14 ayettir; bu 6. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).