Akıl Kuran (akilkuran.com)

Saff Suresi 5. Ayet Meali

Hani Musa, halkına: "Ey halkım! Benim, size Allah tarafından gönderilen bir Resul olduğumu bildiğiniz halde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?" demişti. Ne zaman ki onlar eğrildiler, Allah da onların kalplerini eğriltti. Allah, fasıklar topluluğuna doğru yolu göstermez.

Saff 61:5 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Hani Musa, halkına: "Ey halkım!
Saff 61:5
وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِه۪ يَا قَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَن۪ي وَقَدْ تَعْلَمُونَ اَنّ۪ي رَسُولُ اللّٰهِ اِلَيْكُمْۜ فَلَمَّا زَاغُٓوا اَزَاغَ اللّٰهُ قُلُوبَهُمْۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِق۪ينَ • Ve iz kale musa li kavmihi ya kavmi lime tu'zuneni ve kad ta'lemune enni resulullahi ileykum, fe lemma zagu ezagallahu kulubehum, vallahu la yehdil kavmel fasikin. • Meal: Hani Musa, halkına: "Ey halkım! Benim, size Allah tarafından gönderilen bir Resul olduğumu bildiğiniz halde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?" demişti. Ne zaman ki onlar eğrildiler, Allah da onların kalplerini eğriltti. Allah, fasıklar topluluğuna doğru yolu göstermez. • Kelime kelime: وَإِذْ ve iz bir zaman · قَالَ kale demişti · مُوسَىٰ musa Musa · لِقَوْمِهِۦ likavmihi kavmine · يَـٰقَوْمِ ya kavmi kavmim · لِمَ lime niçin? · تُؤْذُونَنِى tu'zuneni beni incitiyorsunuz · وَقَد vekad halde · تَّعْلَمُونَ tea'lemune biliyorsunuz · أَنِّى enni gerçekten benim · رَسُولُ rasulu elçisi (olduğumu) · ٱللَّهِ llahi Allah'ın · إِلَيْكُمْ ۖ ileykum size · فَلَمَّا felemma zaman · زَاغُوٓا۟ zagu onlar eğrildiği · أَزَاغَ ezaga eğriltti · ٱللَّهُ llahu Allah da · قُلُوبَهُمْ ۚ kulubehum kalblerini · وَٱللَّهُ vallahu ve Allah · لَا la · يَهْدِى yehdi doğru yola iletmez · ٱلْقَوْمَ l-kavme kavmi · ٱلْفَـٰسِقِينَ l-fasikine yoldan çıkan • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • اذي (Apy) kökü: O rahatsız edildi/sıkıldı/acı çekti, hoş olmayan şeyler yaşadı/deneyimledi, rahatsızlık durumu. • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • زيغ (zyg) kökü: Geri çekilmek/sapmak/yoldan çıkmak, kenara çekilmiş, şüphe duyan. • قلب (qlb) kökü: kalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulp • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • فسق (fsq) kökü: İtaatsizlik yapmak, yoldan çıkmak, emre karşı gelmek, ahlaksızca yaşamak, düzensizlik içinde olmak, kötü olmak, ahlaksız olmak, ahlaksızlık yapmak, sapkın olmak, dinsiz olmak, kötülük yapmak. • Saff suresi 14 ayettir; bu 5. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).