Gücünüz yettiğince Allah'a karşı takva sahibi olun. Dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için infak edin. Kim benliğinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Tegabun 64:16فَاتَّقُوا اللّٰهَ مَا اسْتَطَعْتُمْ وَاسْمَعُوا وَاَط۪يعُوا وَاَنْفِقُوا خَيْراً لِاَنْفُسِكُمْۜ وَمَنْ يُوقَ شُحَّ نَفْسِه۪ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ • Fettekullahe mesteta'tum vesmeu ve etiu ve enfiku hayren li enfusikum, ve men yuka şuhha nefsihi fe ulaike humul muflihun. • Meal: Gücünüz yettiğince Allah'a karşı takva sahibi olun. Dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için infak edin.[1] Kim benliğinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. • Dipnot 1: İhtiyacı olanlara ve yararlı işlere karşılıksız yardımda bulunun. • Kelime kelime: فَٱتَّقُوا۟ fetteku öyle ise korkun · ٱللَّهَ llahe Allah'tan · مَا ma · ٱسْتَطَعْتُمْ stetaa'tum gücünüz yettiği kadar · وَٱسْمَعُوا۟ vesmeu ve dinleyin · وَأَطِيعُوا۟ ve etiu ve ita'at edin · وَأَنفِقُوا۟ ve enfiku ve infak edin · خَيْرًۭا hayran en hayırlı olanı · لِّأَنفُسِكُمْ ۗ lienfusikum kendiniz için · وَمَن ve men ve kim · يُوقَ yuka korunursa · شُحَّ şuhha cimriliğinden · نَفْسِهِۦ nefsihi nefsinin · فَأُو۟لَـٰٓئِكَ feulaike işte · هُمُ humu onlar · ٱلْمُفْلِحُونَ l-muflihune başarıya erenlerdir • وقي (wqy) kökü: korumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden… • طوع (TwE) kökü: itaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak. • سمع (smE) kökü: duymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak • نفق (nfq) kökü: satılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek. • خير (xyr) kökü: İyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak… • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • شحح ($HH) kökü: Açgözlü, cimri, tamahkar, haris olmak. Şuhhun - cimrilik, bencillik, açgözlülük, pintillik, hırs. • فلح (flH) kökü: yarmak/yarık/çatlamak/bölmek/yarma, izli/pullukla sürmek/toprak işlemek, tarım, toprağı işlemek, müreffeh olmak/başarılı olmak, elde etmek/kazanmak, mesut olmak, bağımsız olmak, kalıcılık/süreklilık/dayanma gücü • Tegabun suresi 18 ayettir; bu 16. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).