İmran kızı Meryem; ırzını korumuştu. Ona ruhumuzdan üfledik. O, Rabb'inin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti ve gönülden saygı gösterenlerden oldu.
Tahrim 66:12وَمَرْيَمَ ابْنَتَ عِمْرٰنَ الَّت۪ٓي اَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا ف۪يهِ مِنْ رُوحِنَا وَصَدَّقَتْ بِكَلِمَاتِ رَبِّهَا وَكُتُبِه۪ وَكَانَتْ مِنَ الْقَانِت۪ينَ • Ve meryemebnete ımranelleti ahsanet ferceha fe nefahna fihi min ruhına ve saddekat bi kelimati rabbiha ve kutubihi ve kanet minel kanitin. • Meal: İmran kızı Meryem; ırzını korumuştu. Ona ruhumuzdan üfledik. O, Rabb'inin kelimelerini[1] ve kitaplarını[2] tasdik etti ve gönülden saygı gösterenlerden oldu. • Dipnot 1: Yasalarını, hükümlerini. • Dipnot 2: Takdir edilmiş hüküm. "Allah'ın kelimeleri" deyimi "Allah'ın sözleri" anlamını değil, Allah'ın yarattığı evreni, sonsuz, sınırsız mutlak yaratma gücünü ve ilmini ifade etmektedir. • Kelime kelime: وَمَرْيَمَ ve meryeme ve Meryem'i · ٱبْنَتَ bnete kızı · عِمْرَٰنَ imrane İmran'ın · ٱلَّتِىٓ lleti O · أَحْصَنَتْ ehsanet korumuştu · فَرْجَهَا ferceha ırzını · فَنَفَخْنَا fenefehna biz de üflemiştik · فِيهِ fihi ona · مِن min -dan · رُّوحِنَا ruhina ruhumuz- · وَصَدَّقَتْ ve saddekat ve doğrulamıştı · بِكَلِمَـٰتِ bikelimati kelimelerini · رَبِّهَا rabbiha Rabbinin · وَكُتُبِهِۦ ve kutubihi ve Kitaplarını · وَكَانَتْ ve kanet ve olmuştu · مِنَ mine -den · ٱلْقَـٰنِتِينَ l-kanitine gönülden ita'at edenler- • بني (bny) kökü: inşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile • حصن (HSn) kökü: Korunmak, erişilemez/yaklaşılamaz olmak, iffetli olmak, güçlü bir şekilde tahkim edilmek, erişilmesi zor olmak, korunmak, (saldırıya karşı) korunmak, yasal ve uygun olmayan şeylerden kaçınmak, bir şeyi… • فرج (frj) kökü: Açmak, ayırmak, yarmak, bölmek, genişletmek, ayırmak, iki şey arasında boşluk bırakmak, içeri oda yapmak, rahatlatmak. İki şey arasındaki açıklık, ara boşluk [boşluk veya yarık]. Örnek: Arka bacakları ayırmak veya… • نفخ (nfx) kökü: Ağızla üflemek, nefes almak. • روح (rwH) kökü: Ruh, bilgi, can, nefes, hava, esinti, hayat, yaşam özü, ilham, öz • صدق (Sdq) kökü: doğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü… • كلم (klm) kökü: Konuşmak, ifade etmek. • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • قنت (qnt) kökü: Dindar, itaatkar olmak, tüm tevazu ile tam ve yürekten uzun süre duada durmak. Qanitun - tam, yürekten ve tüm tevazu ile dindar ve itaatkar olan kişi. • Tahrim suresi 12 ayettir; bu 12. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).