Yeryüzünü size boyun eğdiren O'dur. Artık onun üzerinde dilediğinizce dolaşın ve O'nun rızkından yiyin. Sonunda dönüş O'nadır.
Mülk 67:15هُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ ذَلُولاً فَامْشُوا ف۪ي مَنَاكِبِهَا وَكُلُوا مِنْ رِزْقِه۪ۜ وَاِلَيْهِ النُّشُورُ • Huvellezi ceale lekumul arda zelulen femşu fi menakibiha ve kulu min rızkıh, ve ileyhin nuşur. • Meal: Yeryüzünü size boyun eğdiren O'dur. Artık onun üzerinde dilediğinizce dolaşın ve O'nun rızkından yiyin. Sonunda dönüş O'nadır. • Kelime kelime: هُوَ huve O · ٱلَّذِى llezi · جَعَلَ ceale yapandır · لَكُمُ lekumu size · ٱلْأَرْضَ l-erde yeri · ذَلُولًۭا zelulen boynu eğik · فَٱمْشُوا۟ femşu haydi yürüyün · فِى fi · مَنَاكِبِهَا menakibiha onun omuzlarında (yeryüzünde) · وَكُلُوا۟ ve kulu ve yeyin · مِن min -ndan · رِّزْقِهِۦ ۖ rizkihi O'nun rızkı- · وَإِلَيْهِ ve ileyhi ve O'nadır · ٱلنُّشُورُ n-nuşuru dönüş • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • ذلل (pll) kökü: Alçak olmak, aşağı sarkmak, bir şeyin en alt kısmı, sessiz/sakin, nazik, alçaltmak, kolay, itaatkar, uysal, tabi olmak, mütevazı, tevazu, önemsiz, şefkatten kaynaklanan teslimiyet kanatları, merhametle davranmak • مشي (m$y) kökü: Yürümek, gitmek veya gitmek, yaya olarak yürümek, yer değiştirmek, yürüyüş/seyahat/yol/adım/adım atmak, bir eylem dizisinde devam etmek, geçmek, güncel olmak, hareket etmek/harekette bulunmak, dolaşmak • نكب (nkb) kökü: Bir yana gitmek, sapmak, mutsuz etmek (koşullar), eğik esmek (rüzgar), savunmak, korumak, eğilmek, incitmek, bir şeyi atmak, yoldan çıkmak, yana dönmek • اكل (Akl) kökü: yiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekler • رزق (rzq) kökü: sağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden. • نشر (n$r) kökü: Yaymak, canlandırmak, yeniden hayata döndürmek, genişlemek, açığa çıkarmak, açmak, genişletmek, sergilemek, yaymak. • Mülk suresi 30 ayettir; bu 15. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).