Ant olsun ki sizi Biz yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra meleklere, "Adem'e secde edin." dedik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O, secde edenlerden olmadı.
Araf 7:11وَلَقَدْ خَلَقْنَاكُمْ ثُمَّ صَوَّرْنَاكُمْ ثُمَّ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَۗ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ لَمْ يَكُنْ مِنَ السَّاجِد۪ينَ • Ve lekad halaknakum summe savvernakum summe kulna lil melaiketiscudu li ademe fe secedu illa iblis, lem yekun mines sacidin. • Meal: Ant olsun ki sizi Biz yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra meleklere, "Adem'e secde[1] edin." dedik. İblis[2] hariç hepsi secde ettiler. O, secde edenlerden olmadı. • Dipnot 1: Şeytanın özelliklerinden birisini ifade eden bir sıfattır. • Dipnot 2: Secde; itaat etmek, emrine amade olmak, değerini takdir etmek, üstünlüğünü kabul etmek ve saygı göstermek. • Kelime kelime: وَلَقَدْ velekad ve andolsun · خَلَقْنَـٰكُمْ haleknakum sizi yarattık · ثُمَّ summe sonra · صَوَّرْنَـٰكُمْ savvernakum size biçim verdik · ثُمَّ summe sonra da · قُلْنَا kulna dedik · لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ lilmelaiketi meleklere · ٱسْجُدُوا۟ scudu secde edin · لِـَٔادَمَ liademe Adem'e · فَسَجَدُوٓا۟ fesecedu hepsi secde ettiler · إِلَّآ illa hariç · إِبْلِيسَ iblise İblis · لَمْ lem · يَكُن yekun o olmadı · مِّنَ mine · ٱلسَّـٰجِدِينَ s-sacidine secde edenlerden • خلق (xlq) kökü: Bir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten… • صور (Swr) kökü: şekillendirmek, biçimlendirmek, tasarlamak, işaretlemek, resmetmek, süslemek, hazırlamak, yapmak • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ملك (mlk) kökü: Hükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık. • سجد (sjd) kökü: Secde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmek • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • Araf suresi 206 ayettir; bu 11. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).