Akıl Kuran (akilkuran.com)

Araf Suresi 12. Ayet Meali

"Sana buyurduğum halde, seni secde etmekten alıkoyan nedir?" dedi. "Ben ondan hayırlıyım, beni ateşten onu çamurdan yarattın." dedi.

Araf 7:12 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "Sana buyurduğum halde, seni secde etmekten alıkoyan nedir?" dedi.
Araf 7:12
قَالَ مَا مَنَعَكَ اَلَّا تَسْجُدَ اِذْ اَمَرْتُكَۜ قَالَ اَنَا۬ خَيْرٌ مِنْهُۚ خَلَقْتَن۪ي مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ ط۪ينٍ • Kale ma meneake ella tescude iz emertuk, kale ene hayrun minh, halakteni min narin ve halaktehu min tin. • Meal: "Sana buyurduğum halde, seni secde etmekten alıkoyan nedir?" dedi. "Ben ondan hayırlıyım, beni ateşten onu çamurdan yarattın." dedi. • Kelime kelime: قَالَ kale dedi · مَا ma nedir? · مَنَعَكَ meneake seni alıkoyan · أَلَّا ella · تَسْجُدَ tescude secde etmekten · إِذْ iz zaman · أَمَرْتُكَ ۖ emertuke sana emrettiğim · قَالَ kale dedi · أَنَا۠ ena ben · خَيْرٌۭ hayrun hayırlıyım · مِّنْهُ minhu ondan · خَلَقْتَنِى halekteni beni yarattın · مِن min · نَّارٍۢ narin ateşten · وَخَلَقْتَهُۥ ve halektehu onu ise yarattın · مِن min · طِينٍۢ tinin çamurdan • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • منع (mnE) kökü: Engellemek, alıkoymak, durdurmak, önlemek, engelleyici olmak, yasaklamak, reddetmek veya geri çevirmek, aynı zamanda korumak veya savunmak veya muhafaza etmek, tartışmak veya itiraz etmek, direnmek veya dayanmak… • سجد (sjd) kökü: Secde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmek • امر (Amr) kökü: emretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak • خير (xyr) kökü: İyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak… • خلق (xlq) kökü: Bir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten… • نور (nwr) kökü: ateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmak • طين (Tyn) kökü: Kil veya çamurla sıvamak, kil/çamur. • Araf suresi 206 ayettir; bu 12. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).