Akıl Kuran (akilkuran.com)

Araf Suresi 13. Ayet Meali

"Hemen oradan in; orada büyüklük taslamak haddin değil. Hemen oradan çık. Sen aşağılanmışlardansın!" dedi.

Araf 7:13 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "Hemen oradan in; orada büyüklük taslamak haddin değil.
Araf 7:13
قَالَ فَاهْبِطْ مِنْهَا فَمَا يَكُونُ لَكَ اَنْ تَتَكَبَّرَ ف۪يهَا فَاخْرُجْ اِنَّكَ مِنَ الصَّاغِر۪ينَ • Kale fehbit minha fe ma yekunu leke en tetekebbere fiha fahruc inneke mines sagirin. • Meal: "Hemen oradan in; orada büyüklük taslamak haddin değil. Hemen oradan çık. Sen aşağılanmışlardansın!" dedi. • Kelime kelime: قَالَ kale dedi · فَٱهْبِطْ fehbit öyle ise in · مِنْهَا minha oradan · فَمَا fema değildir · يَكُونُ yekunu (haddin) · لَكَ leke senin · أَن en · تَتَكَبَّرَ tetekebbera büyüklük taslamak · فِيهَا fiha orada · فَٱخْرُجْ fehruc çık · إِنَّكَ inneke çünkü sen · مِنَ mine · ٱلصَّـٰغِرِينَ s-sagirine aşağılıklardansın • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • هبط (hbT) kökü: İlerlemek, inmek, aşağı indirmek, yüksek bir durumdan alçak bir duruma inmek, bir yerden başka bir yere geçmek, girmek, durum değiştirmek, ortaya çıkmak, alçalmak, değersizleşmek. • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • كبر (kbr) kökü: Sert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak… • خرج (xrj) kökü: Çıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak… • صغر (Sgr) kökü: Küçük/ufak olmak. saaghirun - küçük/ufak/boyun eğmiş/aşağılık veya itaat halinde olan kişi. saghiir - küçük. asghar - daha küçük. saghaar - alçaklık, aşağılama, küçük düşürme. • Araf suresi 206 ayettir; bu 13. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).