Biz onlardan geçirecekleri bir süreye kadar azabı kaldırınca da hemen sözlerinden dönüverdiler.
Araf 7:135فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ الرِّجْزَ اِلٰٓى اَجَلٍ هُمْ بَالِغُوهُ اِذَا هُمْ يَنْكُثُونَ • Fe lemma keşefna anhumur ricze ila ecelin hum baliguhu iza hum yenkusun. • Meal: Biz onlardan geçirecekleri bir süreye kadar azabı kaldırınca da hemen sözlerinden dönüverdiler. • Kelime kelime: فَلَمَّا felemma ne zaman · كَشَفْنَا keşefna biz kaldırsak · عَنْهُمُ anhumu onlardan · ٱلرِّجْزَ r-ricze azabı · إِلَىٰٓ ila kadar · أَجَلٍ ecelin bir süreye · هُم hum onlar · بَـٰلِغُوهُ baliguhu geçirecekleri · إِذَا iza hemen · هُمْ hum onlar · يَنكُثُونَ yenkusune yeminlerini bozarlar • كشف (k$f) kökü: Çekmek, uzaklaştırmak, çıkarmak, açmak, ortaya çıkarmak, temel oluşturmak, örtüsünü kaldırmak. • رجز (rjz) kökü: Gürlemek, patırtı yapmak. Kirlilik/pislik, felaket, kötü bir ceza türü, gazap, kirlilik, veba, bela, salgın hastalık, iğrençlik, günah, kötülük, putperestlik, develerin arka kısmında görülen hastalık, cezayı hak eden… • اجل (Ajl) kökü: Belirlenmiş/atanmış/belirtilmiş/kararlaştırılmış süre, dönem, kıyamet günü, yaratılış ve ölüm arası dönem, ölüm ve diriliş arası dönem, dünyada kalan süre, zamanın ertelenmesi/geciktirilmesi/ötelenmesi • بلغ (blg) kökü: Ulaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmak • نكث (nkv) kökü: söz vermek (vaadi) bozmak, (antlaşmayı) ihlal etmek, (ipi) çözmek, sökmek, iplik iplik olmak. • Araf suresi 206 ayettir; bu 135. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).