Kıyamet günü, "Biz bundan habersizdik." demeyesiniz diye. Rabb'in, ademoğullarının sırtlarından soylarını çıkardı. Ve onları kendilerine tanık yaptı. "Ben sizin Rabb'iniz değil miyim?" dedi. "Evet, Rabb'imizsin, Tanıklık ediyoruz." dediler.
Araf 7:172وَاِذْ اَخَذَ رَبُّكَ مِنْ بَن۪ٓي اٰدَمَ مِنْ ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَاَشْهَدَهُمْ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْۚ اَلَسْتُ بِرَبِّكُمْۜ قَالُوا بَلٰىۚۛ شَهِدْنَاۚۛ اَنْ تَقُولُوا يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اِنَّا كُنَّا عَنْ هٰذَا غَافِل۪ينَۙ • Ve iz ehaze rabbuke min beni ademe min zuhurihim zurriyyetehum ve eşhedehum ala enfusihim, e lestu birabbikum, kalu bela, şehidna, en tekulu yevmel kıyameti inna kunna an haza gafilin. • Meal: Kıyamet günü, "Biz bundan habersizdik." demeyesiniz diye. Rabb'in, ademoğullarının sırtlarından soylarını çıkardı. Ve onları kendilerine tanık yaptı. "Ben sizin Rabb'iniz değil miyim?" dedi. "Evet, Rabb'imizsin, Tanıklık ediyoruz.[1]" dediler. • Dipnot 1: 15 haftalıkken), aşağıya ve öne doğru kasıklara doğru indirir. Kadınlarda indirme işlemi kasıklarda son bulur. Erkeklerde ise er bezleri, er bezleri torbalarına ininceye kadar devam eder ( • Dipnot 2: 35 haftalıkken). Bu ayet 86:7. ayet ile birlikte okunmalıdır. • Dipnot 3: Bu tanıklık ve ahitleşme, ruhlar aleminde değil, insanlık tarihinin çeşitli evrelerinde resuller aracılığı ile gönderilen kitaplar üzerinden yapılan tanıklıktır. Vahiy ile insanoğlu yaratıcısının varlığından ve O'nun gösterdiği yoldan haberdar edilmiştir. Ayet, insanlığın yaratılış anından günümüze değin ademoğullarının ve onların soylarının vahiy ile uyarıldığından, haberdar edildiğinden söz etmektedir. Bu ayet, bir sonraki ayet ile birlikte değerlendirildiğinde bu sözleşmenin gönderilen her Resul'le birlikte tekrarlandığı açıkça anlaşılmaktadır. Sırtlarından soylarının çıkarılması çok yalın bir ifade ile insanın "üreme aracılığı ile" çoğalmasını ifade etmektedir. İnsanoğlunun zürriyetlerini/nesillerini oluşturacak olan erkek er bezlerinin (testislerin) ve kadın yumurtalıklarının insanın anne karnındaki yaratılış evresi olan ceninin sırt bölgesinde konumlandığını embriyoloji bilimi bize göstermiştir. Bu bölge omurga kemiğinin sırt kısmının hemen önündedir. İnsanın cenin halindeki yaratılması evresinde Yüce Allah bu organları buradan alır ( • Kelime kelime: وَإِذْ ve iz ve hani · أَخَذَ ehaze almıştı · رَبُّكَ rabbuke Rabbin · مِنۢ min -ndan · بَنِىٓ beni oğulları- · ءَادَمَ ademe Adem · مِن min -nden · ظُهُورِهِمْ zuhurihim belleri- · ذُرِّيَّتَهُمْ zurriyyetehum zürriyetlerini · وَأَشْهَدَهُمْ ve eşhedehum ve şahid tutmuştu · عَلَىٰٓ ala onları · أَنفُسِهِمْ enfusihim kendilerine · أَلَسْتُ elestu ben değil miyim? · بِرَبِّكُمْ ۖ birabbikum sizin Rabbiniz · قَالُوا۟ kalu dediler · بَلَىٰ ۛ bela evet · شَهِدْنَآ ۛ şehidna şahidiz · أَن en · تَقُولُوا۟ tekulu demeyesiniz · يَوْمَ yevme günü · ٱلْقِيَـٰمَةِ l-kiyameti kıyamet · إِنَّا inna biz elbette · كُنَّا kunna idik · عَنْ an -ndan · هَـٰذَا haza bu- · غَـٰفِلِينَ gafiline habersiz • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • بني (bny) kökü: inşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile • ظهر (Zhr) kökü: Görünmek, belirgin/açık/net/bariz olmak, ortaya çıkmak, yükselmek/tırmanmak, üstün gelmek, bilmek, ayırt etmek, aşikar olmak, ilerlemek, öğleye girmek, ihmal etmek, üstünlük sağlamak, sırta yara açmak • ذرر (prr) kökü: Saçmak, serpmek, serpişdirmek, yükselmek. • شهد ($hd) kökü: tanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey. • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • ليس (lys) kökü: Değil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildir • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • غفل (gfl) kökü: Dikkatsiz, unutkan, ihmalkar, gafil, kasıtlı olarak ihmal eden veya bırakan veya uzaklaşan • Araf suresi 206 ayettir; bu 172. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).