Veya "Biz, bizden önce şirk koşan atalarımızın ardından gelen bir nesiliz, batılla amel edenlerin yaptıkları yüzünden bizi mi yok edeceksin?" demeyesiniz diye.
Araf 7:173اَوْ تَقُولُٓوا اِنَّـمَٓا اَشْرَكَ اٰبَٓاؤُ۬نَا مِنْ قَبْلُ وَكُنَّا ذُرِّيَّةً مِنْ بَعْدِهِمْۚ اَفَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ الْمُبْطِلُونَ • Ev tekulu innema eşreke abauna min kablu ve kunna zurriyyeten min ba'dihim, e fe tuhlikuna bima fealel mubtilun. • Meal: Veya "Biz, bizden önce şirk koşan atalarımızın ardından gelen bir nesiliz, batılla amel edenlerin yaptıkları yüzünden bizi mi yok edeceksin?" demeyesiniz diye. • Kelime kelime: أَوْ ev yahut · تَقُولُوٓا۟ tekulu demeyesiniz · إِنَّمَآ innema şüphesiz · أَشْرَكَ eşrake ortak koştu · ءَابَآؤُنَا aba'una babalarımız · مِن min · قَبْلُ kablu daha önce · وَكُنَّا ve kunna biz de olduk · ذُرِّيَّةًۭ zurriyyeten bir nesil · مِّنۢ min · بَعْدِهِمْ ۖ bea'dihim onlardan sonra gelen · أَفَتُهْلِكُنَا efetuhlikuna bizi helak mı ediyorsun? · بِمَا bima yüzünden · فَعَلَ feale yaptıkları · ٱلْمُبْطِلُونَ l-mubtilune iptal edenlerin • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • شرك ($rk) kökü: yoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip… • ابو (Abw) kökü: baba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmek • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • ذرر (prr) kökü: Saçmak, serpmek, serpişdirmek, yükselmek. • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • هلك (hlk) kökü: Ölmek, yok olmak, ziyan olmak, kaybolmak, yıkılmak, bozulmak. • فعل (fEl) kökü: bir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durum • بطل (bTl) kökü: Boş olmak, geçersiz olmak, batıl olmak, yok olmak, işe yaramaz hale gelmek, hükümsüz kalmak, cesur olmak, kahraman olmak, kahramanlık yapmak • Araf suresi 206 ayettir; bu 173. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).