Akıl Kuran (akilkuran.com)

Araf Suresi 22. Ayet Meali

Böylece ikisini aldatıp baştan çıkardı. O ağaçtan tadınca, çirkinlikleri açığa çıktı. Cennet yapraklarını üst üste koyup örtünmeye başladılar. Rabb'leri onlara: "Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi? Bu şeytan size apaçık bir düşmandır demedim mi?" diye seslendi.

Araf 7:22 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Böylece ikisini aldatıp baştan çıkardı.
Araf 7:22
فَدَلّٰيهُمَا بِغُرُورٍۚ فَلَمَّا ذَاقَا الشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْاٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِنْ وَرَقِ الْجَنَّةِۜ وَنَادٰيهُمَا رَبُّهُمَٓا اَلَمْ اَنْهَكُمَا عَنْ تِلْكُمَا الشَّجَرَةِ وَاَقُلْ لَكُمَٓا اِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمَا عَدُوٌّ مُب۪ينٌ • Fedellahuma bi gurur, fe lemma zakaş şecerete bedet lehuma sev'atuhuma ve tafika yahsıfani aleyhima min varakıl cenneh, ve nadahuma rabbuhuma e lem enhekuma an tilkumeş şecereti ve ekul lekuma inneş şeytane lekuma aduvvun mubin. • Meal: Böylece ikisini aldatıp baştan çıkardı. O ağaçtan tadınca,[1] çirkinlikleri açığa çıktı.[2] Cennet yapraklarını[3] üst üste koyup örtünmeye başladılar.[4] Rabb'leri onlara: "Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi? Bu şeytan size apaçık bir düşmandır demedim mi?" diye seslendi. • Dipnot 1: Derhal hatalarını düzeltmeye koyuldular (Bkz. 7:27). • Dipnot 2: Dikkat edilirse, "ağaç yaprakları" değil, "cennet yaprakları" denmektedir. Zaten "varak" kelimesi burada "yaprak" değil, "mal varlığı" anlamında kullanılmaktadır. "Ağaç (şecer)" kelimesi de bildik anlamda ağaç değil, "yığınlarla mal, mülk" anlamında mecazi bir ifadedir. Ayette, bizzatihi yaşanmış bir olayı değil, Allah, "Alegorik/temsili anlatım dili" ile insanın karşı karşıya kalacağı sinava ilişkin mesaj vermektedir. • Dipnot 3: Şeytani dürtülere aldanıp mal edinme hırsına saplanan Adem ve Eşi, yanlışlarını fark edip kusurlarını anladılar. • Dipnot 4: "Tadınca"dan kasıt, tadına bakmak değil, tam anlamı ile onunla bütünleşmek, sürekli ona sahip olmak, içinde yer almak anlamındadır. Tatmak anlamındaki "zaka" kelimesi, Kur'an'da daha çok Cehennem azabını tatmak anlamında kullanılmaktadır. Bu da Cehennem'in tadına bakmak değil, Cehennem'de sürekli kalmak demektir. • Kelime kelime: فَدَلَّىٰهُمَا fedellahuma onları aşağı sarkıttı · بِغُرُورٍۢ ۚ bigururin aldatarak · فَلَمَّا felemma ne zaman ki · ذَاقَا zaka tadınca · ٱلشَّجَرَةَ ş-şecerate ağac(ın meyvasın)ı · بَدَتْ bedet göründü · لَهُمَا lehuma kendilerine · سَوْءَٰتُهُمَا sev'atuhuma çirkin yerleri · وَطَفِقَا ve tafika ve başladılar · يَخْصِفَانِ yehsifani üst üste yamayıp örtmeğe · عَلَيْهِمَا aleyhima üzerlerine · مِن min -ndan · وَرَقِ veraki yaprakları- · ٱلْجَنَّةِ ۖ l-cenneti cennet · وَنَادَىٰهُمَا ve nadahuma ve onlara seslendi · رَبُّهُمَآ rabbuhuma Rableri · أَلَمْ elem · أَنْهَكُمَا enhekuma ben sizi men'etmedim mi? · عَن an · تِلْكُمَا tilkuma bu · ٱلشَّجَرَةِ ş-şecerati ağaçtan · وَأَقُل ve ekul ve demedim mi? · لَّكُمَآ lekuma size · إِنَّ inne şüphesiz · ٱلشَّيْطَـٰنَ ş-şeytane şeytan · لَكُمَا lekuma sizin için · عَدُوٌّۭ aduvvun düşmandır · مُّبِينٌۭ mubinun apaçık • دلل (dll) kökü: Göstermek, işaret etmek, belirtmek, yönlendirmek, işaret etmek, rehberlik etmek, yanıltmak, keşfetmek, yönetmek • غرر (grr) kökü: Aldatılmış, kandırılmış, işlerde deneyimsiz veya cahil, çocuksu davranmak, bilmeden yok olmaya veya yıkıma maruz kalmak, tehlike, risk; eksiklik, kusurlu performans; boş şeyler, boş işler • ذوق (pwq) kökü: Tadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duygu • شجر ($jr) kökü: Engellemek, tartışma konusu olmak, hakkında tartışmak, yana çekilmek, (mızrakla) itmek, tartışılmak. Shajar alamru bainahun - iş veya durum, aralarında anlaşmazlık ve farklılık konusu olacak şekilde karmaşık hale geldi… • بدو (bdw) kökü: Görünmek, ortaya çıkmak, açığa çıkmak, belirmek, başlamak, gözükmek, belli olmak, meydana çıkmak, çöl hayatı yaşamak, göçebe hayatı sürmek • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • طفق (Tfq) kökü: Bir şey yapmaya başlamak, bir şey yapmayı üstlenmek, girişmek, başlatmak/öncülük etmek, kesintisiz devam etmek • خصف (xSf) kökü: Birleştirmek veya bir araya getirmek, erkeklere, bir şeyi bir parçayı diğerinin üzerine koyarak ikiye katlamak, bir şeyle kaplamak, iki renge sahip olmak, yalan söylemek (sanki bir sözü diğerinin üzerine dikmek ve… • ورق (wrq) kökü: Yaprak açmak, yeşermek. Waraqun hem tekil hem çoğul olarak kullanılır ve waraqa fiilinden türetilen bir isimdir. Auraaq al-rajulu - adam zengin oldu. Warqun - yapraklar, yaprak örtüsü, kağıt yaprağı, bir şeyin tazeliği… • جنن (jnn) kökü: örtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlık • ندو (ndw) kökü: İlan etmek, çağırmak, çağrıda bulunmak, davet etmek, herhangi birine bir şey iletmek için çağırmak, selamlamak, sesli çağırmak, sesi yükseltmek, toplantı • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • نهي (nhy) kökü: Engellemek, yasaklamak, azarlamak, yasaklamak, durdurtmak, kısıtlamak, men etmek, engel olmak, vazgeçmek, sakınmak • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • شطن ($Tn) kökü: Uzaklaşmak/uzak/ırak olmak, içine sıkıca girmek/yerleşmek, nüfuz edip gizlenmek, amacından/yönünden saparak karşı koymak, şeytan, aşırı kibirli/bozulmuş kişi, inançsız/isyankâr/küstah/inatçı/ters/sapkın, ip, derin… • عدو (Edw) kökü: geçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmek • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • Araf suresi 206 ayettir; bu 22. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).