Akıl Kuran (akilkuran.com)

Araf Suresi 77. Ayet Meali

Derken dişi deveyi kestiler ve böylece Rabb'inin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen gerçekten gönderilenlerdensen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyleri getir." dediler.

Araf 7:77 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Derken dişi deveyi kestiler ve böylece Rabb'inin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih!
Araf 7:77
فَعَقَرُوا النَّاقَةَ وَعَتَوْا عَنْ اَمْرِ رَبِّهِمْ وَقَالُوا يَا صَالِحُ ائْتِنَا بِمَا تَعِدُنَٓا اِنْ كُنْتَ مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ • Fe akarun nakate ve atev an emri rabbihim ve kalu ya salihu'tina bima teiduna in kunte minel murselin. • Meal: Derken dişi deveyi kestiler ve böylece Rabb'inin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen gerçekten gönderilenlerdensen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyleri getir." dediler. • Kelime kelime: فَعَقَرُوا۟ feakaru derken boğazladılar · ٱلنَّاقَةَ n-nakate dişi deveyi · وَعَتَوْا۟ ve atev ve dışına çıktılar · عَنْ an -ndan · أَمْرِ emri buyruğu- · رَبِّهِمْ rabbihim Rablerinin · وَقَالُوا۟ ve kalu ve dediler · يَـٰصَـٰلِحُ ya salihu Salih · ٱئْتِنَا 'tina bize getir · بِمَا bima şeyi · تَعِدُنَآ teiduna bizi tehdidettiğin · إِن in eğer · كُنتَ kunte isen · مِنَ mine -den · ٱلْمُرْسَلِينَ l-murseline elçiler- • عقر (Eqr) kökü: Kesmek, yaralamak, katletmek, topallık vermek, sonuç vermemek, kısır olmak (örn: rahim) • نوق (nwq) kökü: Eti yağdan temizlemek, deve eğitmek, düzene koymak, dikkatli yapmak. niiqatun - gayret, beceri, incelik, rafine, en iyi, dağın tepesi, büyük ve uzun dağ. naaqatun - dişi deve. • عتو (Etw) kökü: Sürüklemek, şiddetle itmek, çekip götürmek, çekmek, birini zorla taşımak/götürmek. Atiya - kötülük yapmaya hızlı olmak. Utuyyun - kötülük yapmaya meyilli/hızlı, kötü, kaba, obur, kaba, taş kalpli zorba, zalim, açgözlü… • امر (Amr) kökü: emretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • صلح (SlH) kökü: doğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam… • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • وعد (wEd) kökü: söz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre) • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • Araf suresi 206 ayettir; bu 77. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).