Akıl Kuran (akilkuran.com)

Araf Suresi 92. Ayet Meali

Şu'ayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç yaşamamışlar gibi yok oldular. Asıl kaybedenler Şu'ayb'ı yalanlayanlar oldu.

Araf 7:92 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Şu'ayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç yaşamamışlar gibi yok oldular.
Araf 7:92
اَلَّذ۪ينَ كَذَّبُوا شُعَيْباً كَاَنْ لَمْ يَغْنَوْا ف۪يهَاۚۛ اَلَّذ۪ينَ كَذَّبُوا شُعَيْباً كَانُوا هُمُ الْخَاسِر۪ينَ • Ellezine kezzebu şuayben ke en lem yagnev fiha, ellezine kezzebu şuayben kanu humul hasirin. • Meal: Şu'ayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç yaşamamışlar gibi yok oldular. Asıl kaybedenler Şu'ayb'ı yalanlayanlar oldu. • Kelime kelime: ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · كَذَّبُوا۟ kezzebu yalanlayan · شُعَيْبًۭا şuayben Şu'ayb'i · كَأَن keen sanki gibi oldular · لَّمْ lem · يَغْنَوْا۟ yegnev hiç oturmamış · فِيهَا ۚ fiha orada · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · كَذَّبُوا۟ kezzebu yalanlayan · شُعَيْبًۭا şuayben Şu'ayb'i · كَانُوا۟ kanu oldular · هُمُ humu onlar · ٱلْخَـٰسِرِينَ l-hasirine ziyana uğrayanlar • كذب (kpb) kökü: Yalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak. • غني (gny) kökü: İhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvetti • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • خسر (xsr) kökü: Kayıp veya azalma yaşamak, aldatılmak/kandırılmak/baştan çıkarılmak/atlatılmak, hata yapmak/yoldan çıkmak/doğru yoldan sapmak/doğru yolu kaçırmak, yok olmak veya ölmek, bir şeyi kusurlu veya eksik yapmak, yok etmek veya… • Araf suresi 206 ayettir; bu 92. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).