"Ki Allah, suçlarınızı bağışlasın ve size belirlenmiş bir sürenin sonuna kadar zaman versin. Kuşkusuz Allah'ın belirlediği süre dolunca, ertelenmez. Keşke bilenlerden olsaydınız."
Nuh 71:4يَغْفِرْ لَـكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّىۜ اِنَّ اَجَلَ اللّٰهِ اِذَا جَٓاءَ لَا يُؤَخَّرُۢ لَوْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ • Yagfir lekum min zunubikum ve yuahhırkum ila ecelin musemma, inne ecelallahi iza cae la yuahhar, lev kuntum ta'lemun. • Meal: "Ki Allah, suçlarınızı bağışlasın ve size belirlenmiş bir sürenin sonuna kadar zaman versin. Kuşkusuz Allah'ın belirlediği süre dolunca, ertelenmez. Keşke bilenlerden olsaydınız." • Kelime kelime: يَغْفِرْ yegfir bağışlasın · لَكُم lekum sizin için · مِّن min bir kısmını · ذُنُوبِكُمْ zunubikum günahlarınızdan · وَيُؤَخِّرْكُمْ ve yu'ehhirkum ve sizi ertelesin · إِلَىٰٓ ila kadar · أَجَلٍۢ ecelin bir süreye · مُّسَمًّى ۚ musemmen belli · إِنَّ inne zira · أَجَلَ ecele süresi · ٱللَّهِ llahi Allah'ın · إِذَا iza zaman · جَآءَ ca'e geldiği · لَا la · يُؤَخَّرُ ۖ yu'ehharu ertelenmez · لَوْ lev keşke · كُنتُمْ kuntum olsaydınız · تَعْلَمُونَ tea'lemune bilenlerden • غفر (gfr) kökü: korumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek • ذنب (pnb) kökü: İzlemek, hikaye yapmak, ek eklemek, yakından takip etmek, benek oluşmak • اخر (Axr) kökü: geri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım • اجل (Ajl) kökü: Belirlenmiş/atanmış/belirtilmiş/kararlaştırılmış süre, dönem, kıyamet günü, yaratılış ve ölüm arası dönem, ölüm ve diriliş arası dönem, dünyada kalan süre, zamanın ertelenmesi/geciktirilmesi/ötelenmesi • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Nuh suresi 28 ayettir; bu 4. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).