"Öyle ki onları ne zaman Sen'in bağışlayıcılığına çağırdıysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler ısrarla kibirlendikçe kibirlendiler."
Nuh 71:7وَاِنّ۪ي كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُٓوا اَصَابِعَهُمْ ف۪ٓي اٰذَانِهِمْ وَاسْتَغْشَوْا ثِيَابَهُمْ وَاَصَرُّوا وَاسْتَكْبَرُوا اسْتِكْبَاراًۚ • Ve inni kullema deavtuhum li tagfire lehum cealu esabiahum fi azanihim vestagşev siyabehum ve esarru vestekberustikbara. • Meal: "Öyle ki onları ne zaman Sen'in bağışlayıcılığına çağırdıysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler[1] ısrarla kibirlendikçe kibirlendiler." • Dipnot 1: Gerçeği görmek istemediler. Gerçeği görmezden geldiler, ondan saklandılar. • Kelime kelime: وَإِنِّى ve inni ve elbette ben · كُلَّمَا kullema her nezaman · دَعَوْتُهُمْ deavtuhum onları da'vet ettimse · لِتَغْفِرَ litegfira bağışlaman için · لَهُمْ lehum onları · جَعَلُوٓا۟ cealu koydular · أَصَـٰبِعَهُمْ esabiahum parmaklarını · فِىٓ fi · ءَاذَانِهِمْ azanihim kulaklarına · وَٱسْتَغْشَوْا۟ vestegşev ve başlarına çektiler · ثِيَابَهُمْ siyabehum örtülerini · وَأَصَرُّوا۟ ve esarru ve direttiler · وَٱسْتَكْبَرُوا۟ vestekberu ve böbürlendiler · ٱسْتِكْبَارًۭا stikbaran kibirle • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • دعو (dEw) kökü: aramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek • غفر (gfr) kökü: korumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • صبع (SbE) kökü: işaret etmek (örn. parmakla), atamak, belirtmek (ilişkin), yöneltmek (ilişkin) • اذن (Apn) kökü: kulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasret • غشو (g$w) kökü: aldatmak, kandırmak, gizlemek, hile yapmak, göz boyamak, yanıltmak, saklamak • ثوب (vwb) kökü: Geri dönmek, geri çevirmek, eski haline getirmek/iyileştirmek, tövbe etmek, toplamak/bir araya getirmek • صرر (Srr) kökü: Çözmek, sebat etmek, azimle devam etmek. Asarra (fiil 4) - inatçı olmak, inatla ısrar etmek. Asarruu - onlar ısrar ettiler. Sirrun - yoğun soğuk. Sarratin - inlemek, bağırıp çağırmak. • كبر (kbr) kökü: Sert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak… • Nuh suresi 28 ayettir; bu 7. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).