Rabb'lerinin mesajlarını tebliğ ettiklerini bilmek için. Yanlarında olanları kuşatmış ve her şeyi kayıt altına almıştır.
Cin 72:28لِيَعْلَمَ اَنْ قَدْ اَبْلَغُوا رِسَالَاتِ رَبِّهِمْ وَاَحَاطَ بِمَا لَدَيْهِمْ وَاَحْصٰى كُلَّ شَيْءٍ عَدَداً • Li ya'leme en kad eblegu rısalati rabbihim ve ehata bima ledeyhim ve ahsa kulle şey'in adeda. • Meal: Rabb'lerinin mesajlarını tebliğ ettiklerini bilmek için.[1] Yanlarında olanları kuşatmış ve her şeyi kayıt altına almıştır. • Dipnot 1: Vahyin hiçbir değişikliğe uğramaksızın olduğu gibi tebliğ edildiğini ortaya koymak için. • Kelime kelime: لِّيَعْلَمَ liyea'leme bilsin diye · أَن en · قَدْ kad elbette · أَبْلَغُوا۟ eblegu duyurduklarını · رِسَـٰلَـٰتِ risalati risaletini · رَبِّهِمْ rabbihim Rablerinin · وَأَحَاطَ ve ehata ve kuşatmıştır · بِمَا bima herşeyi · لَدَيْهِمْ ledeyhim onlarda bulunan · وَأَحْصَىٰ ve ehsa ve saymıştır · كُلَّ kulle her · شَىْءٍ şey'in şeyi · عَدَدًۢا adeden bir bir • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • بلغ (blg) kökü: Ulaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmak • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • حوط (HwT) kökü: Korumak/muhafaza etmek, bir insanı veya şeyi güvende tutmak/korumak/sahiplenmek, bir insanı veya şeyi savunmak, bir insana veya şeye sık sık dikkat göstermek, bir insanın şeylerini gözetmek veya önemsemek, bir insana… • حصي (HSy) kökü: Hesaplamak, saymak/numaralandırmak. Çakıl taşı ile vurmak. Reddetmek veya kabul etmemek, bir kişiye çakıl taşı veya küçük taş atmak, bir kişiye veya şeye çakıl taşı veya küçük taş ile vurmak, mesane veya böbreklerde taş… • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • عدد (Edd) kökü: Saymak, numaralandırmak, hesaplamak, nüfus sayımı yapmak. Addun - sayı, hesaplama, belirlenmiş sayı. Adadun - sayı. İddatun - sayı, belirlenmiş süre, sayma, saymak, boşanmış veya dul kalmış bir kadının yeniden… • Cin suresi 28 ayettir; bu 28. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).