Onların, Beyt'in yanındaki salatları, ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Öyleyse küfrünüzden dolayı azabı tadın.
Enfal 8:35وَمَا كَانَ صَلَاتُهُمْ عِنْدَ الْبَيْتِ اِلَّا مُكَٓاءً وَتَصْدِيَةًۜ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ • Ve ma kane salatuhum indel beyti illa mukaen ve tasdiyeh, fe zukul azabe bima kuntum tekfurun. • Meal: Onların, Beyt'in[1] yanındaki salatları,[2] ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Öyleyse küfrünüzden dolayı azabı tadın. • Dipnot 1: İbadetleri. • Dipnot 2: Mescid-i Haram/Kabe. • Kelime kelime: وَمَا ve ma ve · كَانَ kane değildir · صَلَاتُهُمْ salatuhum salatları · عِندَ inde yanındaki · ٱلْبَيْتِ l-beyti Beyt(ullah) · إِلَّا illa başka · مُكَآءًۭ muka'en ıslık çalmadan · وَتَصْدِيَةًۭ ۚ ve tesdiyeten ve el çırpmadan · فَذُوقُوا۟ fezuku O halde tadın · ٱلْعَذَابَ l-azabe azabı · بِمَا bima dolayı · كُنتُمْ kuntum olmanızdan · تَكْفُرُونَ tekfurune inkar ediyor(lar) • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • صلو (Slw) kökü: Hayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk… • عند (End) kökü: Edat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve… • بيت (byt) kökü: Ev, konut, mesken, hane, yuva, barınak, çadır, oda, oturulan yer, aile, hanehalkı, zevce, beyit, dize, şiir • مكو (mkw) kökü: Renginden dolayı böyle adlandırılan, ıslık çalan kuş. • صدي (Sdy) kökü: El çırpmak, onurla karşılamak, alkışlamak, dikkat etmek, hitap etmek, ilgi veya dikkat veya zihin yöneltmek, eğilmek, yatıştırılmış/ikna edilmiş/kandırılmış, aldatılmış/kandırılmış/büyülenmiş/atlatılmış/alt edilmiş… • ذوق (pwq) kökü: Tadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duygu • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • Enfal suresi 75 ayettir; bu 35. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).