Sonradan iman edip de hicret edenler ve sizinle birlikte cihat edenler sizdendir. Allah'ın Kitap'ına göre rahim sahipleri önceliklidir. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir.
Enfal 8:75وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْ بَعْدُ وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا مَعَكُمْ فَاُو۬لٰٓئِكَ مِنْكُمْۜ وَاُو۬لُوا الْاَرْحَامِ بَعْضُهُمْ اَوْلٰى بِبَعْضٍ ف۪ي كِتَابِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ • Vellezine amenu min ba'du ve haceru ve cahedu meakum fe ulaike minkum, ve ulul erhami ba'duhum evla biba'dın fi kitabillah, innallahe bi kulli şey'in alim. • Meal: Sonradan iman edip de hicret edenler ve sizinle birlikte cihat edenler sizdendir. Allah'ın Kitap'ına göre rahim sahipleri[1] önceliklidir. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir. • Dipnot 1: Mü'min akrabalar. • Kelime kelime: وَٱلَّذِينَ vellezine ve onlar ki · ءَامَنُوا۟ amenu inandılar · مِنۢ min -dan · بَعْدُ bea'du sonra- · وَهَاجَرُوا۟ ve haceru ve hicret ettiler · وَجَـٰهَدُوا۟ ve cahedu ve savaştılar · مَعَكُمْ meakum sizinle beraber · فَأُو۟لَـٰٓئِكَ feulaike işte onlar · مِنكُمْ ۚ minkum sizdendir · وَأُو۟لُوا۟ veulu ve sahipleri · ٱلْأَرْحَامِ l-erhami rahim (akrabalar) · بَعْضُهُمْ bea'duhum birbirlerine · أَوْلَىٰ evla daha yakındırlar · بِبَعْضٍۢ bibea'din birbirlerine · فِى fi göre · كِتَـٰبِ kitabi Kitabına · ٱللَّهِ ۗ llahi Allah'ın · إِنَّ inne şüphesiz · ٱللَّهَ llahe Allah · بِكُلِّ bikulli her · شَىْءٍ şey'in şeyi · عَلِيمٌۢ alimun bilir • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • هجر (hjr) kökü: Terk etmek/bırakmak/vazgeçmek/ayrılmak/reddetmek/çekilmek, kendini bir şeyden ayırmak, ilişkiyi kesmek, sakınmak, uzak durmak, bedenen veya dil ile ya da kalben terk etmek, şehvet ve kötü davranışlardan uzaklaşmak. Hijr… • جهد (jhd) kökü: Çabalamak veya emek vermek veya didinmek, kendini veya gücünü veya çabalarını kullanmak, kendini tutkuyla veya özenle veya gayretle işe vermek, ekstra çaba göstermek, kendini zorluğa veya yorgunluğa sokmak, birini veya… • اول (Awl) kökü: ilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıç • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • بعض (bED) kökü: bir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, biraz • ولي (wly) kökü: yakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Enfal suresi 75 ayettir; bu 75. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).