Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Yaşatan ve öldüren O'dur. Sizin, Allah'tan başka bir veli ve bir yardımcınız yoktur.
Tevbe 9:116اِنَّ اللّٰهَ لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ يُحْـي۪ وَيُم۪يتُۜ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ • İnnallahe lehu mulkus semavati vel ard, yuhyi ve yumit, ve ma lekum min dunillahi min veliyyin ve la nasir. • Meal: Göklerin ve yerin mülkü[1] Allah'ındır. Yaşatan ve öldüren O'dur. Sizin, Allah'tan başka bir veli[2] ve bir yardımcınız yoktur. • Dipnot 1: Bkz. 9:23. ayetin 1. dipnotu. • Dipnot 2: Egemenliği, yönetimi, sahipliği. • Kelime kelime: إِنَّ inne şüphesiz · ٱللَّهَ llahe Allah · لَهُۥ lehu O'nundur · مُلْكُ mulku mülkü · ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati göklerin · وَٱلْأَرْضِ ۖ vel'erdi ve yerin · يُحْىِۦ yuhyi yaşatandır · وَيُمِيتُ ۚ ve yumitu ve öldürendir · وَمَا ve ma ve yoktur · لَكُم lekum sizin · مِّن min · دُونِ duni başka · ٱللَّهِ llahi Allah'tan · مِن min hiçbir · وَلِىٍّۢ veliyyin dost · وَلَا ve la ne de · نَصِيرٍۢ nesirin yardımcınız • ملك (mlk) kökü: Hükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık. • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • حيي (Hyy) kökü: Yaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi… • موت (mwt) kökü: Ölmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından… • دون (dwn) kökü: aşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altında • ولي (wly) kökü: yakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak • نصر (nSr) kökü: yardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumak • Tevbe suresi 129 ayettir; bu 116. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).