Akıl Kuran (akilkuran.com)

Tevbe Suresi 2. Ayet Meali

Yeryüzünde dört ay daha dolaşın ve bilin ki Allah'ı aciz bırakamazsınız. Allah, Kafirleri rezil edecektir.

Tevbe 9:2 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Yeryüzünde dört ay daha dolaşın ve bilin ki Allah'ı aciz bırakamazsınız.
Tevbe 9:2
فَس۪يحُوا فِي الْاَرْضِ اَرْبَعَةَ اَشْهُرٍ وَاعْلَمُٓوا اَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللّٰهِۙ وَاَنَّ اللّٰهَ مُخْزِي الْكَافِر۪ينَ • Fesihu fil ardı erbeate eşhurin va'lemu ennekum gayru mu'cizillahi ve ennallahe muhzil kafirin. • Meal: Yeryüzünde dört ay[1] daha dolaşın ve bilin ki Allah'ı aciz bırakamazsınız. Allah, Kafirleri rezil edecektir. • Dipnot 1: Dört ay, "haram aylardır." Hürmete layık aylar. Arap örfünde, bu aylarda savaş yapmak yasaktır. Bunlar, Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb aylarıdır. İslam da bu yasağı meşru görmüş ve onaylamıştır. Ancak saldırı durumunda, savunma amaçlı bu kuraldan vazgeçilmesi buyrulmaktadır (Bkz. 2:194; 9:36). • Kelime kelime: فَسِيحُوا۟ fesihu dolaşın · فِى fi · ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzünde · أَرْبَعَةَ erbeate dört · أَشْهُرٍۢ eşhurin ay · وَٱعْلَمُوٓا۟ vea'lemu ve bilin ki · أَنَّكُمْ ennekum siz · غَيْرُ gayru değilsiniz · مُعْجِزِى mua'cizi aciz bırakacak · ٱللَّهِ ۙ llahi Allah'ı · وَأَنَّ ve enne ve şüphesiz · ٱللَّهَ llahe Allah · مُخْزِى muhzi rezil, perişan edecektir · ٱلْكَـٰفِرِينَ l-kafirine kafirleri • سيح (syH) kökü: Suyun akması, akmak, yüzeyde akmak, dağılmak, yayılmak, akmak, yürümek, gezinmek, seyahat etmek, gezmek, toprağın üzerinde yürümek • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • ربع (rbE) kökü: Dört, dördüncü, çeyrek, kırk • شهر ($hr) kökü: Dikkat çekici/tanınır/belirgin/kamusal/kötü şöhretli yapmak (iyi veya kötü anlamda), bir aylığına kiralamak/sözleşme yapmak, bir ay kalmak, bir aylık, ay, yeni ay, dolunay, yazarını utandıran kötü bir şey, kusur/hata… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • غير (gyr) kökü: getirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek… • عجز (Ejz) kökü: Geride kalmak, eksik olmak, arkada kalmak, (güç olarak) geride kalmak, yetersiz olmak, güçsüz olmak, zayıf olmak. Ujuzun - yaşlı kadınlar. A'jaza (fiil 4) zayıflatmak, hayal kırıklığına uğratmak, birinin zayıf olduğunu… • خزي (xzy) kökü: Alçalmak/aşağılanmak/bayağılaşmak/değersizleşmek, sınav veya acı ve kötülüğe düşmek, çirkin davranışlar veya özellikler göstermek, onursuzluk nedeniyle kafası karışmak veya şaşkına dönmek, utanç duymak veya utançtan… • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • Tevbe suresi 129 ayettir; bu 2. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).