Ant olsun ki Allah, size birçok yerde ve Huneyn gününde yardım etmişti. Hani çokluğunuz sizi böbürlendirmişti de size bir faydası olmamıştı. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Sonra da gerisin geri dönüp gitmiştiniz.
Tevbe 9:25لَقَدْ نَصَرَكُمُ اللّٰهُ ف۪ي مَوَاطِنَ كَث۪يرَةٍۙ وَيَوْمَ حُنَيْنٍۙ اِذْ اَعْجَبَتْكُمْ كَـثْرَتُكُمْ فَلَمْ تُغْنِ عَنْكُمْ شَيْـٔاً وَضَاقَتْ عَلَيْكُمُ الْاَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ ثُمَّ وَلَّيْتُمْ مُدْبِر۪ينَۚ • Lekad nasarakumullahu fi mevatıne kesiretin ve yevme huneynin iz a'cebetkum kesretukum fe lem tugni ankum şey'en ve dakat aleykumul ardu bi ma rehubet summe velleytum mudbirine. • Meal: Ant olsun ki Allah, size birçok yerde ve Huneyn[1] gününde yardım etmişti. Hani çokluğunuz sizi böbürlendirmişti de size bir faydası olmamıştı. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Sonra da gerisin geri dönüp gitmiştiniz. • Dipnot 1: Huneyn Savaşı. • Kelime kelime: لَقَدْ lekad andolsun · نَصَرَكُمُ nesarakumu size yardım etmişti · ٱللَّهُ llahu Allah · فِى fi · مَوَاطِنَ mevatine yerlerde · كَثِيرَةٍۢ ۙ kesiratin birçok · وَيَوْمَ ve yevme ve gününde · حُنَيْنٍ ۙ huneynin Huneyn · إِذْ iz hani · أَعْجَبَتْكُمْ ea'cebetkum sizi böbürlendirmişti · كَثْرَتُكُمْ kesratukum çokluğunuz · فَلَمْ felem fakat · تُغْنِ tugni sağlamamıştı · عَنكُمْ ankum size · شَيْـًۭٔا şey'en hiçbir yarar · وَضَاقَتْ ve dakat ve dar gelmişti · عَلَيْكُمُ aleykumu başınıza · ٱلْأَرْضُ l-erdu yeryüzü · بِمَا bima rağmen · رَحُبَتْ rahubet bütün genişliğine · ثُمَّ summe nihayet · وَلَّيْتُم velleytum dönmüştünüz · مُّدْبِرِينَ mudbirine gerisin geri • نصر (nSr) kökü: yardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumak • وطن (wTn) kökü: Bir yerde kalmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek. • كثر (kvr) kökü: Sayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer… • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • عجب (Ejb) kökü: Hayret etmek, şaşırmak, hayran kalmak, şaşırmak, mutlu etmek, memnun etmek, hayranlık duymak, çarpıcı, hayret verici • غني (gny) kökü: İhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvetti • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • ضيق (Dyq) kökü: Daraldı veya sıkıştı. Bir şeyle tıkandı, aşırı doldu veya taştı. • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • رحب (rHb) kökü: Hoş geldiniz demek, geniş olmak, ferah olmak, büyük olmak. Merhaba - hoş geldiniz anlamına gelen bir selamlama şekli. • ولي (wly) kökü: yakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak • دبر (dbr) kökü: Arkasını dönmek, kaçmak, peşinden gitmek, arkada olmak, yaşlanmak, bir şeyi almak/götürmek, batı rüzgarına doğru yönelmek, (gün, gece) geçmek, saygıyla takip etmek. • Tevbe suresi 129 ayettir; bu 25. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).