Akıl Kuran (akilkuran.com)

Tevbe Suresi 30. Ayet Meali

Yahudiler: "Uzeyr Allah'ın oğludur." dediler; Nesara da: "Mesih Allah'ın oğludur." dediler. Bu, onların dillerine doladıkları sözlerdir ki daha önce küfredenlerin sözlerine benzetiyorlar. Allah, kahretsin onları! Nasıl da saptırıyorlar.

Tevbe 9:30 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Yahudiler: "Uzeyr Allah'ın oğludur." dediler; Nesara da: "Mesih Allah'ın oğludur." dediler.
Tevbe 9:30
وَقَالَتِ الْيَهُودُ عُزَيْرٌۨ ابْنُ اللّٰهِ وَقَالَتِ النَّصَارَى الْمَس۪يحُ ابْنُ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ قَوْلُهُمْ بِاَفْوَاهِهِمْۚ يُضَاهِؤُ۫نَ قَوْلَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ قَبْلُۜ قَاتَلَهُمُ اللّٰهُۘ اَنّٰى يُؤْفَكُونَ • Ve kaletil yahudu uzeyrunibnullahi ve kaletin nasarel mesihubnullah zalike kavluhum bi efvahihim yudahiune kavlellezine keferu min kabl katelehumullah enna yu'fekun. • Meal: Yahudiler: "Uzeyr Allah'ın oğludur." dediler; Nesara[1] da: "Mesih Allah'ın oğludur." dediler. Bu, onların dillerine doladıkları sözlerdir ki daha önce küfredenlerin sözlerine benzetiyorlar. Allah, kahretsin onları! Nasıl da saptırıyorlar. • Dipnot 1: Hıristiyanlar. • Kelime kelime: وَقَالَتِ ve kaleti ve dediler ki · ٱلْيَهُودُ l-yehudu Yahudiler · عُزَيْرٌ uzeyrun Uzeyr · ٱبْنُ bnu oğludur · ٱللَّهِ llahi Allah'ın · وَقَالَتِ ve kaleti ve dediler · ٱلنَّصَـٰرَى n-nesara Hıristiyanlar · ٱلْمَسِيحُ l-mesihu Mesih · ٱبْنُ bnu oğludur · ٱللَّهِ ۖ llahi Allah'ın · ذَٰلِكَ zalike bu · قَوْلُهُم kavluhum onların sözleridir · بِأَفْوَٰهِهِمْ ۖ biefvahihim ağızlarıyla (geveledikleri) · يُضَـٰهِـُٔونَ yudahiune benzetiyorlar · قَوْلَ kavle sözlerine · ٱلَّذِينَ ellezine kimselerin · كَفَرُوا۟ keferu inkar edenlerin · مِن min · قَبْلُ ۚ kablu önceden · قَـٰتَلَهُمُ katelehumu onları kahretsin · ٱللَّهُ ۚ llahu Allah · أَنَّىٰ enna nasıl da · يُؤْفَكُونَ yu'fekune çevriliyorlar • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • بني (bny) kökü: inşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile • نصر (nSr) kökü: yardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumak • فوه (fwh) kökü: Bir harfi veya kelimeyi telaffuz etmek, bir söylem. famun/fumun (çoğul: afwah) - ağız. • ضها (DhA) kökü: Benzemek, andırmak, emsal olmak • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • قتل (qtl) kökü: öldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül… • اني (Any) kökü: Zamanı geldi; veya öyleydi, veya oldu, veya yaklaştı; O (bir şey) zamanının gerisinde veya sonrasındaydı; o veya o (bir insan) geride, geriye doğru veya geç kaldı; o gecikti veya geri durdu. Onu erteledi, öteledi… • افك (Afk) kökü: Durumunu/tavrını değiştirmek, geri çevirmek/döndürmek, fikir/yargı değiştirmek/saptırmak, aldatmak, yalan/yanlış söylemek, devirmek, baştan çıkarmak. • Tevbe suresi 129 ayettir; bu 30. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).