Akıl Kuran (akilkuran.com)

Tevbe Suresi 65. Ayet Meali

Eğer onlara soracak olsan, "Biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk." derler. De ki: "Allah ile mi, O'nun ayetleri ve Resul'ü ile mi alay ediyordunuz?"

Tevbe 9:65 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Eğer onlara soracak olsan, "Biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk." derler.
Tevbe 9:65
وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ اِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُۜ قُلْ اَبِاللّٰهِ وَاٰيَاتِه۪ وَرَسُولِه۪ كُنْتُمْ تَسْتَهْزِؤُ۫نَ • Ve lein se'eltehum le yekulunne innema kunna nahudu ve nel'ab, kul e billahi ve ayatihi ve resulihi kuntum testehziun . • Meal: Eğer onlara soracak olsan, "Biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk." derler. De ki: "Allah ile mi, O'nun ayetleri ve Resul'ü ile mi alay ediyordunuz?" • Kelime kelime: وَلَئِن velein ve eğer · سَأَلْتَهُمْ seeltehum onlara sorsan · لَيَقُولُنَّ leyekulunne derler ki · إِنَّمَا innema sadece · كُنَّا kunna biz · نَخُوضُ nehudu lafa dalmıştık · وَنَلْعَبُ ۚ ve nel'abu ve şakalaşıyorduk · قُلْ kul de ki · أَبِٱللَّهِ ebillahi Allah ile mi? · وَءَايَـٰتِهِۦ ve ayatihi ve O'nun ayetleriyle · وَرَسُولِهِۦ ve rasulihi ve O'nun Elçisi ile · كُنتُمْ kuntum siz · تَسْتَهْزِءُونَ testehziune alay ediyordunuz • سال (sAl) kökü: akmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmek • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • خوض (xwD) kökü: Yüzmek/yürümek/geçmek/girmek, bir şeyi diğerine getirmek, bir şeye nüfuz etmek veya yolunu zorlamak, bir şeyin içine dalmak, hata yapmak, yanlış/boş söyleme girmek, içeceği veya şarabı karıştırıp çalkalamak, bir iş… • لعب (lEb) kökü: Oyalanmak, eğlenmek, vakit geçirmek, şakalaşmak, boş zaman geçirmek, amaçsızca oyun oynamak, saçmalamak, aptalca davranmak • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • هزا (hzA) kökü: aşağılamak, küçük düşürmek, alay etmek/hakaretler yağdırmak/alaya almak/gülmek. (e.g. huzuwan, 2:67) • Tevbe suresi 129 ayettir; bu 65. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).