Akıl Kuran (akilkuran.com)

Tevbe Suresi 84. Ayet Meali

Onlardan ölen hiçbir kimseye, asla salat etme ve kabirlerinin başında da durma. Çünkü onlar, Allah ve Resul'ünü küfrettiler. Ve onlar fasık olarak öldüler.

Tevbe 9:84 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Onlardan ölen hiçbir kimseye, asla salat etme ve kabirlerinin başında da durma.
Tevbe 9:84
وَلَا تُصَلِّ عَلٰٓى اَحَدٍ مِنْهُمْ مَاتَ اَبَداً وَلَا تَقُمْ عَلٰى قَبْرِه۪ۜ اِنَّهُمْ كَفَرُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَمَاتُوا وَهُمْ فَاسِقُونَ • Ve la tusalli ala ehadin minhum mate ebeden ve la tekum ala kabrih, innehum keferu billahi ve resulihi ve matu ve hum fasikun . • Meal: Onlardan ölen hiçbir kimseye, asla salat[1] etme ve kabirlerinin başında da durma. Çünkü onlar, Allah ve Resul'ünü küfrettiler.[2] Ve onlar fasık[3] olarak öldüler. • Dipnot 1: Bkz. 9:17. ayetin 1. dipnotu. • Dipnot 2: Dua etme, cenaze salatı/namazını eda etme. • Dipnot 3: Bkz. 9:67. ayetin 4. dipnotu. • Kelime kelime: وَلَا ve la ve · تُصَلِّ tusalli salat etme · عَلَىٰٓ ala üzerine · أَحَدٍۢ ehadin birinin · مِّنْهُم minhum onlardan · مَّاتَ mate ölen · أَبَدًۭا ebeden asla · وَلَا ve la ve · تَقُمْ tekum durma · عَلَىٰ ala başında · قَبْرِهِۦٓ ۖ kabrihi onun kabri · إِنَّهُمْ innehum çünkü onlar · كَفَرُوا۟ keferu inkar ettiler · بِٱللَّهِ billahi Allah'ı · وَرَسُولِهِۦ ve rasulihi ve Elçisini · وَمَاتُوا۟ ve matu ve öldüler · وَهُمْ vehum onlar · فَـٰسِقُونَ fasikune yoldan çıkmış olarak • صلو (Slw) kökü: Hayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk… • احد (AHd) kökü: Bir yapmak/saymak, birlik, herhangi biri/herhangi bir şey. • موت (mwt) kökü: Ölmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından… • ابد (Abd) kökü: Kalmak, ikamet etmek, sürekli/kalıcı olarak oturmak, devamlı kılmak, zaman (mutlak anlamda), uzun süre, sonsuz/ebedi/sonsuza dek, sınırsız/bölünemez, kalıcı/daimi, asosyal/yabancı, asla (olumsuz yapıda kullanıldığında) • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • قبر (qbr) kökü: Ölüleri gömmek. Gömülmesini sağlamak, mezar günü olmak, birinin gömülmesini sağlamak. Mezar, kabir, ruhun ölümden diriliş gününe kadar yaşadığı ara durum. Mezarlık, gömülme yeri. • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • فسق (fsq) kökü: İtaatsizlik yapmak, yoldan çıkmak, emre karşı gelmek, ahlaksızca yaşamak, düzensizlik içinde olmak, kötü olmak, ahlaksız olmak, ahlaksızlık yapmak, sapkın olmak, dinsiz olmak, kötülük yapmak. • Tevbe suresi 129 ayettir; bu 84. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).