Kitap verilmiş olanlar, kendilerine beyyine geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Beyyine 98:4وَمَا تَفَرَّقَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْـكِتَابَ اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَةُۜ • Ve ma teferrekallezine utul kitabe illa min ba'di ma caet humul beyyineh. • Meal: Kitap verilmiş olanlar, kendilerine beyyine[1] geldikten sonra ayrılığa düştüler.[2] • Dipnot 1: Gerçeği apaçık, açıklayıcı olan bilgi. • Dipnot 2: Hakk'ı kabul etmeye yanaşmadılar. • Kelime kelime: وَمَا ve ma ve · تَفَرَّقَ teferraka ayrılığa düşmediler · ٱلَّذِينَ ellezine olanlar · أُوتُوا۟ utu verilmiş · ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitap · إِلَّا illa ancak (düştüler) · مِنۢ min · بَعْدِ bea'di (ondan) sonra · مَا ma ne ki · جَآءَتْهُمُ ca'ethumu kendilerine geldi · ٱلْبَيِّنَةُ l-beyyinetu açık kanıt • فرق (frq) kökü: Ayırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya… • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • Beyyine suresi 8 ayettir; bu 4. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).