Akıl Kuran (akilkuran.com)

Yunus Suresi 47. Ayet Meali

Her ümmetin bir resulü vardır. Resulleri geldiği zaman aralarında hakkaniyetle hükmedilir. Asla haksızlığa uğratılmazlar.

Yunus 10:47 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Her ümmetin bir resulü vardır.
Yunus 10:47
وَلِكُلِّ اُمَّةٍ رَسُولٌۚ فَاِذَا جَٓاءَ رَسُولُهُمْ قُضِيَ بَيْنَهُمْ بِالْقِسْطِ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ • Ve likulli ummetin resul, feiza cae resuluhum kudıye beynehum bil kıstı ve hum la yuzlamun. • Meal: Her ümmetin[1] bir resulü[2] vardır. Resulleri geldiği zaman aralarında hakkaniyetle hükmedilir. Asla haksızlığa uğratılmazlar. • Dipnot 1: Bir elçisi. Bu elçi ahiretteki elçidir. Zira bu ayet, ahiret hayatıyla ilgilidir. • Dipnot 2: Topluluğun. • Kelime kelime: وَلِكُلِّ velikulli ve hepsi için vardır · أُمَّةٍۢ ummetin ümmetin · رَّسُولٌۭ ۖ rasulun bir resulu · فَإِذَا feiza ne zaman ki · جَآءَ ca'e geldiğinde · رَسُولُهُمْ rasuluhum resulleri · قُضِىَ kudiye hükmedilir · بَيْنَهُم beynehum aralarında · بِٱلْقِسْطِ bil-kisti adaletle · وَهُمْ ve hum ve onlar · لَا la · يُظْلَمُونَ yuzlemune haksızlığa uğratılmazlar • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • امم (Amm) kökü: ammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı… • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • قضي (qDy) kökü: Tamamen bitirmek, kararlaştırmak/hükmetmek/yargısal karar vermek, hüküm vermek, yaratmak, sona erdirmek, elde etmek/başarmak/tatmin etmek, uygulamak, çözümlemek, yerine getirmek, duyurmak, açığa çıkarmak • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • قسط (qsT) kökü: Adaletten sapmak, haksız/yanlış davranmak veya iş yapmak. Qasuta - adil davranmak. Qist - adalet, hakkaniyet. Qasit - haksız/adaletsiz davranan kişi. Aqsatu - daha adil. Aqsata (fiil 4) - adil olmak. Muqsitun - adaleti… • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • Yunus suresi 109 ayettir; bu 47. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).